basin

Basın Toplantısı Konuşma Metni

Seçim Sonuçlarını Değerlendirdiğim Basın Toplantısı Konuşma Metni (21 Nisan 2015)

Değerli arkadaşlar, değerli basın mensupları, değerli katılımcılar, sevgili gönüllüler hepiniz hoş geldiniz.

Bir Tabu Yıkılmıştır

İştirak ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim, arkadaşlarım adına da aynı zamanda. Bu, hayatımın ilk seçimiydi, yani siyasi anlamda ilk seçimiydi. Bu seçimde en önemli rakibim, ‘’acaba kazanma ihtimali var mıdır?’’ sorusuydu. Kazanabileceğimize inandırmaya çalıştık, aylarca bunun için çaba sarf ettik. Toplumun önemli bir kısmını inandırmaya başladığımızda seçime henüz iki gün kalmıştı. Belki birkaç gün daha olsa sonuçlar daha farklı olurdu. Yalnız ortaya çıkan sonuca baktığımız zaman önemli bir başarının elde edildiği kanaatindeyim. Kıbrıs Türk siyasi yaşamında bence bir tabu yıkılmıştır. “Bu kadar oy alabileceğini bilseydim bende verirdim” diyen çok insan duydum bu bir gün içerisinde. Gerçek olan bir şey var; artık belki sonuç itibariyle bu seçimin sonucunda 2.tura kalan olmadık ama kazandığımız bir şey var; Kıbrıs Türk halkına istenildiğinde bağımsız bir adayın cumhurbaşkanlığına aday olabileceğini ve bu seçimden gayet de başarıyla çıkıp seçimi kazanabileceğini ispat ettik, kanıtladık, inandırdık. İnanmayan varsa buyursun gelsin tartışalım.

Toplumsal Bir Başarıya İmza Atıldı

Toplumsal başarıya ihtiyacımız olduğunu söyledik aylarca, aslında bunu yıllardır söylüyoruz. Bu toplumun kendine olan güveni zaman içerisinde yitirmeye başladığını kendine olan öz güveni yeniden kazanması için toplumsal bir başarıya ihtiyacımız olduğunu hep söyledik, hep altını çizdik ve bence aslında bu seçimin ilk turunda ortaya çıkan şey toplumsal bir başarıdır çünkü Kıbrıs Türk siyasi yaşamında her şey bir ilktir. Bir parti olmadan, bir parti desteği olmadan, bir örgüt olmadan, gönüllülerle yürünen bir yol sonucunda, bir menfaat bağı olmadan, gönülden bir bağ ile böyle bir sonuç ortaya çıkabiliyorsa, bu seçimin sonucunda aslında vatandaşların ve hepimizin varmamız gereken sonuç şudur: Demek ki olabiliyormuş. Demek ki inanınca, isteyince, çalışınca başarılı olunabiliyormuş. Bize verilen oyların hiçbir biçimde bir tepki oyu olduğunu düşünmüyorum. Bize verilen oylar son derece bilinçli ve bir vizyona verilen oylardır. Makul, mantıklı düşünebilen insanların yapmış oldukları değerlendirme sonucunda bir vizyona; temiz toplum, temiz siyaset ve “bu halk kendi iradesine dayalı bir yönetimle yönetilmelidir” diyen insanların bu üç temel vizyona vermiş oldukları oydur. Aynı zamanda herkesin şunu bilmesini isterim; biz iğne ile kuyu kazdık. Tek yaptığımız şey vardı gittiğimiz yerlerde; vatandaşları ikna etmeye çalıştık ve inandırmaya çalıştık. İkna ederek de, inandırarak da bir vizyon temelinde sadece bunlara dayalı bir siyaset anlayışı olabileceğini de kanıtladık.

Cumhurbaşkanı Bölen Değil Birleştiren Olmalı, Ortak Değerler Etrafında Birleştiren Olmalı

Hayatım boyunca bu seçimde, arkadaşlarımla birlikte aynı fikirleri paylaştığımı varsayarak ve bilerek aslında bunu söylüyorum; ideolojilere de siyasi partilere de karşı olmadım, yanlış bulmadım. Ancak, ortak değerler etrafında birleşebileceğini savundum. Bir toplumun en fazla ihtiyacı olan şeyin bu olduğuna inandım. Özellikle sarsıntılı, zor dönemlerden geçen toplumların ortak paydalarda birleşmesi gerektiğine inandım, bunu savundum. Arkadaşlarımla birlikte bunu savundum. Özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi için bu gerekliydi ve gereklidir de aynı zamanda. Cumhurbaşkanı tarafsız kalabilecek, partiler üstü bir makamdır. Bu kadar yılda anlayamayan varsa bir kez daha anlatma fırsatı bulduk, çok sayıda insanın da öğrenmesine umarım yardımcı olduk. Farklı görüşten insanları kucaklayabilecek olan bir kişi olmalıdır cumhurbaşkanı. Ama sadece göreve geldiğinde “mış gibi yaparak” değil, o göreve gelirken, o seçim sürecinde farklı siyasi görüşleri, farklı ideolojilerden, siyasi yelpazelerin farklı kesimlerinden herkesi kucaklayabileceğini gösteren, göreve geldiğinde de görev ve yetkilerini bu çerçevede kullanacak olan bir cumhurbaşkanıdır ihtiyacımız olan. Biz bunu gösterme fırsatı bulduk. İdeolojik temelde insanları dışlayan ayrıştıran, kamplara bölen olmadık, olunmaması gerektiğini söyledik, inşallah anlaşılmıştır. İnsanları, vatandaşlarımızı sağcı, solcu, çözümcü, çözüm karşıtı, Türkiyeli, Kıbrıslı vs. gibi ikilikler üzerinden bölen değil, siyasi yelpazenin çok farklı renklerini kucaklamayı bilebilen ve yapabilecek olan bir cumhurbaşkanına, partiler üstü birisine ihtiyaç olduğuna dikkat çekmeye çalıştık; seçim kampanyamız da bu temelde yürüdü. Bazı kesimler bunu anlayamadılar, anlamak istemediler, bazen ayıp ettiler ama toplum bu yaklaşımı hiçbir biçimde yadırgamadı ve benimsedi. Sonuç, toplumun bu yaklaşımı benimsediğinin göstergesidir.

Cumhurbaşkanının bu süreç içerisinde görev, yetki ve sorumluluklarını detaylı bir biçimde anımsattık, anlattık, tarif ettik, hukuk kurallarına dayalı bir biçimde, dünyadaki başka örneklere dayalı bir biçimde, ülkemizin özel koşullarını dikkate alarak öğretmeye çalıştık ve konuşulmasını sağladık. Bu sürece bu anlamda da ciddi bir katkı yaptığımız kanaatindeyim ama takdir tabi ki toplumundur. Toplum bu seçim ertesinde bu görev yetki ve sorumlulukları eminim talep edecektir, talep etmelidir; biz de talep eden durumda olacağız.

Herkesin şunu bilmesini isterim. Bu sözler sadece bu seçim sürecinde söylenen sözler olarak kalmayacak. Zaman zaman, bunu özellikle gönüllü arkadaşlarım için söylüyorum, onları üzen bir şeydi, ben olabildiğince onları bu konuda sakinleştirmeye çalıştım; görüşlerimiz, analizlerimiz, söylemlerimiz kopyalandı. Ama eğer bu sürece biraz katkısı olduysa ne mutlu bize, diyorum.

Mevcut Partilerde Gençleşme ve Demokratikleşme Şart

Hem süreç içerisindeki tecrübem, bu süreç içerisinde edinmiş olduğum tecrübe hem de almış olduğumuz sonuç bence bir şeyi net bir biçimde göstermiştir. Mevcut siyasi partiler içerisinde, temiz siyaseti, kendi irademize dayalı bir geleceği savunan çok sayıda dürüst, bu ülkenin geleceğini düşünen insan vardır. Bu bir örgüt başkanı da olabilir, bu bir parti üyesi de olabilir, parti delegesi de olabilir… Sadece partisi olmayanların desteği yoktur bu %21 küsurun içinde. Partilerinde olup da bu ülkede temiz siyaseti, hak ettiğimiz gibi bir yönetimi savunan çok sayıda insanın desteği vardır; hepsini buradan selamlıyorum. Bu durumu bu yeni ve farklı bir siyaset anlayışını ya da talebini bugün var olan siyasi parti yöneticileri umarım görürler ve anlarlar, umarım bu mesajı alırlar. Umarım bugün var olan siyasi partiler gerek gençleşme gerekse demokratikleşme bağlamında ne durumda olduklarını ve bu ülkeyi bu halleriyle pek de bir yere götüremeyeceklerini anlarlar da kendilerine artık çekidüzen vermeye başlarlar. Umutlanmak istiyorum ama bir taraftan da yapılan erken genel seçimde ortaya çıkan karma oy oranından, belediye seçimlerinde verilen tepkiden, referandumda verilen tepkiden ve ortaya koyulan duruştan, bu seçimdeki katılım oranından pek de mesaj almayanların bu az önce tarif ettiğim şeyden mesaj alıp almayacakları konusunda da açıkçası emin değilim, sadece umutlanmak istiyorum.

Katılımdaki Düşüş Sisteme ve Siyasete Güven Sarsılmasıyla İlgili

Bu seçime katılım maalesef çok düşük olmuştur. Bütün samimiyetimle söylüyorum, bu seçime katılmamış olsaydık çok daha düşük olabilirdi. Çünkü gitmiş olduğumuz pek çok kamu kurum ve kuruluşunda, pek çok sivil toplum örgütünde, pek çok köyde, bölgede, her yerde, vatandaşların pek çoğundan “son beş yıldır sandığa gitmedim Hoca, senin için gideceğim”, “son on yıldır gitmedim, temiz siyaset için gidip sana oy vereceğim” diyen çok insan gördüm. Bunu da umarım siyasiler değerlendirir. Siyasete ve sisteme olan güven sarsılmasını umarım görerek bunun düzeltilmesi ne yapacağımızı bir an önce için oturup tartışırız. Çünkü bu son derece önemli bir ihtiyaçtır. Dilerim ikinci turda bu oran daha da düşmez, aksi halde seçilecek olan cumhurbaşkanının etkisi ve ağırlığı açısından, ülkemiz açısından iyi bir sonuç ortaya çıkmayacaktır. Dilerim bu oran daha da düşmez çünkü seçilecek olan cumhurbaşkanının herhangi bir biçimde demokratik meşruiyetinin sorgulanması gibi durumun Kıbrıs Türk halkına yarar değil zarar getireceğine inanan birisiyim. Dolayısıyla bu seçime katılmayı daha önce olduğu gibi şimdi de önemseyerek, altını çizerek şahsen teşvik ederim.

Tüm Sözlerimin Arkasındayım, Seçim Döneminde Verilenler Dahil!

İlk yaptığım açıklamada vermiş olduğum sözlerin arkasındayım demiştim, özellikle bir daha vurguluyorum çünkü toplumda güveni yitiren siyasiler gibi seçim döneminde başka bittikten sonra başka konuşmam, asla konuşmayacağım, ne dediysem, bütün sözlerimin arkasındayım. Bir kere ‘’Bu seçime kazanmak için girdim, siyasi bir parti kurmak için değil’’ demiştim ve bu sözümün arkasındayım. ‘’Bundan böyle bir başkası seçilirse onun vereceği müzakerecilik görevini artık kabul etmem’’ demiştim ve sözümün arkasındayım. ‘’Oy yönlendirmeye kalkışmam, ikinci tura kalırsam diğer adaylardan gidip de oy talep etmem’’ demiştim; bu sözlerimin arkasındayım.

Kimseyle Bir Pazarlık Yapmam Söz Konusu Olmaz

Bunları biraz açmak istiyorum. Bir kere, iki adayın benimle görüşme talebini, dün görüşme talebini kabul etmediğimi özellikle vurgulamak istiyorum. Görüşmeyi bu basın toplantısından sonraya almış olmamın özel bir sebebi vardır; çünkü kimsenin herhangi  bir pazarlık içerisine girip de görüşlerimizi ona göre şekillendireceğimizi düşünmesini istemem. Bizi tanıyanlar bunun asla olmayacağını bilir ama en azından kamuoyuyla görüşümüzü, duruşumuzu bir paylaşalım, ondan sonra görüşelim demiştim. Bugün saat 14:00’de Sayın Akıncı ve saat 15:00’de Sayın Eroğlu ile birer görüşmemiz vardır. Bugünkü görüşmelerden sonra da şimdi burada açıklayacağım görüşlerimin değişmeyeceğini özellikle de vurgulamak istiyorum.

Kendim İçin Oy İstemedim, Başkası İçin Hiç İstemem

İkincisi, aldığım oylar cebimde değildir, çıkarıp da cebimden bir başkasına verecek değilim. Aldığım oyları kendime zincirle bağlamış değilim dolayısıyle serbest de bırakacak değilim. Temiz siyaseti kendisine ilke edinen birisinin, kendi irademize dayalı bir geleceği savunan birisinin, seçmenin hür iradesine ters bir adım atması beklenemez, beklenmemelidir.

Üçüncüsü, bu seçimde biz temiz siyaseti, bize yakışır bir temsiliyeti, işinin ehli bir cumhurbaşkanını seçmemiz gerektiğini savunduk. Duruşumuz buydu ama hiçbir zaman örneğin, “cevap Özersay” demedik, “tabii ki Özersay” da demedik; “siz seçin” dedik. Yani kendime dahi oy istemedim, “Özersay’a oy verin” demedim, “başkasına oy verin” nasıl derim, siz bana söyleyin. Dolayısıyla, sonuç olarak, seçmen hür iradesiyle, hangi aday bu ülkenin daha fazla yararına olur, bunu kendi aklı ve vicdanıyla seçebilir, seçmene olan saygımdan sadece bunu söylemekle yetinebilirim. Ama şahsen ben bu değerlendirmeyi, bugüne değin ortaya koyduğum vizyon belgesine bakarak yapacağım ve 26 Nisan’da sandığa gidip aklım ve vicdanımla kararımı sandığa yansıtacağım. Bir şeyi daha vurgulamakta belki yarar vardır. Bütün seçmenlerin ve özellikle de hitap ettiğim kesimin bu ülke için doğru ile yanlışı, bu ülke için iyi ile kötüyü ayırabilecek ve değerlendirecek insanlar olduğu konusunda zerre kadar şüphem yoktur.

Evet, bu seçime kazanmak için girdim, parti kurmak için değil. Kazanmaya çok yaklaştığımız ortada olduğuna göre, sözümün aslında ne kadar doğru olduğu da teyit edilmiş oluyor. Bu seçimi kazanabilirdik, kazanmak için girdik, bütün hedefimiz de bu oldu, başka bir şey hedefleyerek bu seçime girmedik. Aldığımız destek temiz toplum, temiz siyaset ve kendi irademize dayalı gelecek talebini yansıtıyor ve bunun bize bir sorumluluk yüklediğinin farkındayım.

Bu Benim Hayatımdaki İlk Seçimdi, Ama Son Seçim Olmayacak

Bugünden sonra, madde bir; topluma, ülkeme ve siyasete küsmeyeceğimin güvencesini verebilirim. Bir yerlere gidip kapanıp da temiz siyaset, temiz toplum ve kendi irademize dayalı bir gelecek için mücadele etmeye devam etmekten vazgeçmeyeceğimin güvencesini verebilirim. Bundan böyle nasıl bir yol izleyeceğimize tek adamlık yapıp da tek başıma karar verecek birisi değilim. Bir kere, bu süreçte bize destek veren, bize fikir veren, bizi desteklemese bile zaman zaman bizimle oturup fikir zenginleşmesine yardımcı olan yüzlerce insan oldu, hepsiyle ayrı ayrı görüşüp hepsine danışacağım, arkadaşlarımla birlikte. Bir ikincisi bölge ve köy ziyaretleri yapıp vatandaşlarla konuşmaya devam edeceğim.

Bugün var olan siyasi partilerde bir yenilenme, bir demokratikleşme ve bir gençleşme niyeti olup olmadığını da çok yakından gözlemleyeceğim. Özetle söylemem gerekirse, en başta söylediğim şeyi hatırlatayım,  bu benim hayatımdaki ilk seçimdi ama son seçim olmayacak.

İftira Atanlar Kendi Toplumlarına Güvenmeyenlerdi

Belki biraz uzattım ama bir şeyleri daha kayda geçirmekte yarar vardır bu ülkenin siyaseti açısından, bu toplumun geleceği açısından. Bu süreçte maalesef bizi üzen şeylerde oldu, bunları söylemeden edemem, söylemeden geçemem. Bir kere, bir karalama, özellikle yükselişe geçtiğimiz bir dönemde, gerçekten insanların “demek ki kazanabilir, bu ihtimal var” dedikleri andan itibaren ciddi anlamda bir karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası ile karşı karşıya kaldığımızı hiç çekinmeden, hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim. Şunun adamı, bunun adamı, hatta Hitler benzetmesi yapmaya kalkışanlar, para aldı diyenler, bizden üç kat, beş kat, on kat daha fazla para harcamış olmalarına rağmen bize para aldı demeye cüret edenler; şunun adamı, bunun adamı derken, bu toplumun zaman içinde kendine olan güveni yitirdiğini görmezden gelip ne zaman birisi bir başarı elde etse ya da bir grup bir başarı elde etse bunu başkalarına mal etmeye çalışanlar, aslında kendi toplumlarına güvenemeyenlerdir, güvenmeyi beceremeyenlerdir. Biz bu topluma hep güvendik bundan sonra da güvenmeye devam edeceğiz. Zaten toplum bizi yanıltmamıştır. Acı olan tarafı, bütün bu iftiraların aslında acı olan tarafı; samimi olarak söylüyorum bunu, bu basın toplantısı meselesini de bir kenara koyalım, samimi bir şey söyleyeceğim şimdi, bu kadar yıldır siyasi hayatında Rumcu, hain ve benzeri iftiralara maruz kalanların bize bu iftirayı atmaya kalkışması bana en fazla dokunan şey olmuştur. Bu memleketin bir evladı olduğumu, gücümü dışarıda değil her zaman için halk iradesinde aradığımı bu seçimle birlikte kanıtlamış olmaktan gurur ve onur duyuyorum. Bunu söyleyenler, bunu söylemeye kalkışanlar bundan mahcup olmalıdırlar ama bunu becerebilirlerse mahcup olsunlar. Üzülerek bir şeyin daha altını çizmek isterim, sadece rakiplerimizden değil maalesef bazı medya mensuplarından da bu mesnetsiz iftiralara alet olan birtakım yazıların gelmesi bu ülke demokrasisi açısından benim için son derece üzücüydü ve talihsizdi.

Manipülasyon İle Halk İradesine Müdahale Edildi

Bir ikincisi, bizi üzen konu, sürecin en başından bu yana anketler üzerinden bir manipülasyon yapılmaya çalışıldı ve herkes de bunu biliyordu. Bunu yapmaya ısrarla devam ettiler, bunun için ciddi paralar harcadılar ve bazı medya mensupları, evet söyleyeceğim bunu, bu ülkenin demokrasisi açısından önemli olduğunu düşündüğüm için söyleyeceğim, bu manipülasyona çanak tuttular, başlangıçta adaylığımı yok saydılar, yazmış oldukları köşe yazılarında ben yoktum, biz yoktuk veya “şansı yok” diye bir görüntü çizmeye çalıştılar. Israrla bunu yaptılar, gittikleri her yerde bizim adımızdan bahsediliyor olduğunu bildikleri halde bunu yaptılar. Temiz siyaset, siyaset ile medya arasındaki ilişkinin de sorgulanmasını gerektiren bir şeydir. Sadece bir lafçık değildir. Bunun altında, sivil toplum ile siyasetin, medya ile siyasetin toplumun farklı kesimleri ile siyasetin doğru olmayan ilişki biçiminin de sorgulanmasını gerektiren bir şeydir. Bütün bunların halk iradesine bir nevi müdahale anlamına geldiğine inanıyorum ama halkın günün sonunda son derece güzel de bir yanıt verdiğini düşünüyorum.

Hiçbir Menfaat Talebini Kabul Etmedim

Bir diğer üzücü konu, samimiyetle paylaşmak istediğim, uzun yıllar, aylar ve günler temiz siyaset vurgusu ve duruşuna rağmen, az sayıda da olsa kişisel menfaat talep edenler olmadı desem yalan söylemiş olurum. Hiçbirini kabul etmedik. Demek ki kabul edenler varmış ki bu talepler de geliyor. Bunu bir daha toplum olarak hepimiz oturup sorgulamalıyız diye düşünüyorum, bu açıdan kat edeceğimiz daha yol var, mesafe var diye düşünüyorum.

Özetle, bu seçimde yapmadığım için pişman olmayacağım birtakım şeyler oldu. Ne birisine benzin parası verdim, ne yemek yedim, ne yemek verdim, ne oy için para verdim, ne birisinin elektrik borcunu ödedim, ne birisinin kredi kartı borcunu ödedim, ne birisinin su sayacını bağlattım, kuyu kazma açma izni alması için yardımcı oldum, ne de birisine iş sözü verdim. Demek ki bunlar olmadan da böyle bir oy alınabiliyormuş. Demek ki bu toplumun anaları ve babaları hala daha düzgün evlatlar yetiştirebiliyormuş. Demek ki bu toplumda hala daha atan bir nabız var.

Bugüne değin harcamış olduğumuz miktar 274 bin TL’dir. Bugünden sonra ne harcayacaksın ki böyle diyorsun diyebilirsiniz, eh, koymuş olduğumuz reklam panolarının sökümü için vinç parası gerekirmiş, bu sabah öğrendim, dolayısıyla temkinli konuşmayı tercih ederim. Ama yine de bir miktar, az bir miktar olsa da galiba bir para artacak, onu da bağış yapanlara sormadan belki, aflarına sığınarak, Sosyal Hizmetlere bağlı Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağışlamayı düşünürüz.

Adaylığımı açıklarken topluma verdiğim söz gibi, seçim bittikten sonra on beş gün içerisinde tüm gelir gider tablomuzu açıklayacağız, gelen haftanın başında hazır olacaktır diye düşünüyorum. Pazar günden şimdiye gelen mesajlar ve telefonlar açısından bir şey söylemek istiyorum, lütfen kimse bana kırılmasın. Sadece sms olarak 350 civarında sem ve sosyal medya mesajı olarak sayısını bilmediğim kadar çok mesaj geldi, değişmeyeceğimize göre daha önce olduğu gibi bunların hepsine cevap vereceğim ama cevapsızlara geri dönersem iki maaşı harcamam gerekecek.

Az önce basınla, bazı basın mensuplarıyla ilgili söylediğim şeyin hiçbir biçimde yanlış anlaşılmasını istemem. Bu süre içerisinde hakikaten görevini son derece iyi bir biçimde yerine getiren basın mensuplarını tenzih ederim, hatta bazı siyasi parti gazetelerinin özellikle son derece tarafsız şekilde davrandıkları, her açıdan, yer verme, verdikleri yerin büyüklüğü, yapmış oldukları yorumlar açısından da hepsine ayrı ayrı; sizlere, bizi takip etme nezaketini gösterdiğiniz için, beş ay boyunca her gün açıklama yaptığımızda her gün bunları yayınlama nezaketini gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Kuşkusuz, gece gündüz, aile demeden, herhangi bir karşılık beklemeden, mesela benzin parası almadan, tehdit riskini göze alarak destek veren tüm gönüllülere, gizli gönüllülere, partili ve partisiz bütün vatandaşlara, sadece seçim zamanında hatırlanan ve sadece seçim zamanında hatırlandığı için ciddi anlamda kızgın olan köydeki vatandaşa, sanayi bölgesindeki işçiye, sadece seçimler söz konusu olduğunda maddi katkı yapmaları için hatırlanan küçük esnaf ve iş adamlarına, bunu yapmadıklarında re’sen vergi uygulamasıyla hafif gözdağı verilen küçük esnaf ve iş adamlarına, bu ülkeye hizmet vermek için gerçekten canla başla çalışan memurlara, ama bu anlayışla çalışan memurlara, bütün “memur” denilerek küçümsenmeye çalışılan ama bu ülkenin kamu görevlisi olarak bu ülkeye hizmet vermeye çalışan herkese, kısacası tüm yurttaşlara, bizi bağrılarına bastıkları için, oy veren vermeyen herkese çok teşekkür ederim. Çok sağ olun, eksik olmayın.

28 ocak

Özersay: Halk bana sahip çıkıyor

Özersay, “hızlı yükselişimiz birilerini rahatsız ediyor ve bu normaldir. Dünyanın her yerinde değişim sancılı olur ve zaman içerisinde siyasi iktidar ve siyasi parti yöneticileri ile kurulan menfaat bağı tehlikeye girdiğinde rahatsız olanlar olur. Önemli olan cesaretle bunların da üzerine yürümektir.

Halk artık uyandı, sessiz çoğunluk çoğunlukta olduğunun farkında artık. Sandık başında herkes elini vicdanına koyarak bu ülkenin geleceği için ileriye doğru bakabildiğini gösterecek. Hep birlikte başaracağız” dedi.

Özersay: “Devlete Sahip Çıkmak Kimsenin Tekelinde Değildir”

Türk Maarif Koleji’ni ve çeşitli Bakanlıkları ziyaret eden bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, bir televizyon kanalına açıklamalarda bulundu.Bağımsız aday Kudret Özersay “devlete sahip çıkmak kimsenin tekelinde değildir” dedi. Özersay “Yıllardır partizanlığın ve adam kayırmacılığın önüne geçilmesi için gerekeni yapmıyorsanız, kendi partiniz yıpranmasın diye pek çok yanlışa yanlış diyemiyorsanız, devlete sahip çıktığınızı iddia edemezsiniz” şeklinde konuştu. Özersay ayrıca “100 kişilik yemekler vermeye devam ediyorlar. Ben de soruyorum, “bu harcamalar kimin kesesinden yapılıyor, cevizcinin mi?” dedi.

Bağımsız aday Kudret Özersay “devletin kurumlarının içinin boşaltılması anlamına gelen yanlışlara dur demeyen ya da bunları teşvik eden veya bunlara ortak olan eski siyaset anlayışına sahip olanlar, devlete sahip çıktıklarını iddia edemezler. Ederlerse de inandırıcı olmazlar” dedi. Özersay, devlete sahip çıkmak, bir çözümü dışlamadan kendi kurumlarımıza çeki düzen vermek bu ülkeye yapılacak en büyük iyilik olacaktır” dedi. Özersay devletin kurumlarına sahip çıkılmasının hem çözümün yaşayabilir olması, hem de çözümsüzlüğün devamı halinde Kıbrıs Türkünün kendi iradesine sahip çıkması açısından gerekli olduğuna dikkat çekti.

“Yemeler-İçmeler Devam Ediyor

Özersay seçim kampanyasına başlarken en başta halka, kamuoyuna söz verdiği üzere bir bağış kampanyası yaptıklarını, üst sınırın kişi başı 5 bin TL olduğunu ve makbuz karşılığında kampanyaya bağış toplandığını söyleyerek “kampanyamıza üstü kapalı olarak göndermede bulunanlara tez zamanda düzenledikleri ve onlarca kişinin katıldığı yemekleri kimin kesesinden yaptıklarını soruyorum. Cevizcinin mi? Kampanya süreci ilk başladığında 100 kişilik, 150 kişilik yemekler veriyorladı. Şimdi bu yemek furyası hızlandı, belli oluyor ki işler yolunda gitmiyor!” dedi.

Taşkent’te vatandaşlarla bir araya gelen Özersay, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini anlatarak cumhurbaşkanının bakanlar kuruluna başkanlık etme yetkisinin olduğunu ve cumhurbaşkanının dilediği zaman bakanlar kuruluna başkanlık edebileceğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanının ülkenin iç sorunları ile ilgili olarak hükümete doğru yol gösterme ve ağırlığını koyma gibi bir duruş göstermediğini de söyleyen Özersay, Hukukun üstünlüğü, adil hizmet üretilmesi ve bu yolda bu devletin kurumlarının iyi çalışarak vatandaşın devlete olan güveninin yeniden kazandırılması gerektiğinin altını çizdi.

Kıbrıs Türk kimliğini yaşatmak istiyorsak, bu devletin kurumalarına çeki düzen vermemiz gerekir diyen Özersay, devletin kurumlarının yeterli hizmet üretemediğine dikkat çekti. Adam kayırmacılığın ve partizanlığın devam ettiğine vurgu yapan Özersay, tayin ve terfilerde, işe alımlarda, disiplin kurallarının uygulamasında yetkili olan Kamu Hizmeti Komisyonu’nun başkan ve üyelerini Cumhurbaşkanı atama yetkisine sahip olduğunu hatırlatarak bu görevlere işinin ehli olan, adam kayırmacılık ve partizanlık yapmayacak olan tarafsız isimleri atanması ile bu düzensizliği bir yerden düzeltmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin devlet başkanlığı seçimi olduğunu hatırlatan Özersay, siyasi partilere eşit olunması gerektiğini söyledi. En büyük sorunlardan birinin müşavirler sorunu olduğunu söyleyen Özersay, yeni müşavir yaratacak olan herhangi bir atamanın altına imza atılmaması gerektiğine vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanın görevinin müzakerelerden ibaret olmadığını dış ilişkiler bağlamında da farklı farklı alanlara girişimler yapılması gerektiğini söyledi.

Bir toplum lideri olan cumhurbaşkanının dünyaya çok önemli bir mesaj vermesi gerektiğini belirten Özersay, kapsamlı çözüm yönünde bir vizyon ortaya koymamız durumunda Kıbrıs Türk tarafının kazanan olacağını söyledi.

Özersay, müzakereler bağlamında çözüme dönük bir vizyon ortaya koyduğunu dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti; “Gerek müzakere masasında, gerekse diğer uluslararası platformlarda Kıbrıs Türkünü en iyi şekilde kim temsil edebilir sorusunu kendimize soralım. Bu konularda tecrübeye sahip olan, işinin ehli olan, uluslararası hukuk ve diplomasi bilgisi olan bir Cumhurbaşkanı bu toplumu uluslararası alanda çok daha iyi temsil edebilecektir. Haklarımızı çok daha iyi koruyabilecek, yeni, yapıcı ve yaratıcı önerilerle Kıbrıs Türk tarafının bir aktör olabilmesi için aktif bir diplomasi yürütebilecektir.

Bağımsız aday Özersay, herhangi bir siyasi parti ile bağı olmayan gerçek anlamda bağımsız bir aday olarak çıktığı bu yolda arkasında siyasi partinin değil yanında halkın olmasını istediğini, geldiğimiz noktada da halkın kendisine ve ülkenin geleceğine gerçekten sahip çıktığını söyledi. Özersay, “hızlı yükselişimiz birilerini rahatsız ediyor ve bu normaldir. Dünyanın her yerinde değişim sancılı olur ve zaman içerisinde siyasi iktidar ve siyasi parti yöneticileri ile kurulan menfaat bağı tehlikeye girdiğinde rahatsız olanlar olur. Önemli olan cesaretle bunların da üzerine yürümektir. Halk artık uyandı, sessiz çoğunluk çoğunlukta olduğunun farkında artık. Sandık başında herkes elini vicdanına koyarak bu ülkenin geleceği için ileriye doğru bakabildiğini gösterecek. Hep birlikte başaracağız” dedi.

Haber Kıbrıs

13nisan

Halkın sağduyusuna güveniyorum

Vatandaşına sahip çıkabilecek, sıradan vatandaşın halinden anlayabilen bir cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Özersay, ‘halinizden anlayan birini bu göreve seçiniz’ dedi.

Bağımsız aday Kudret Özersay İskele ve Karpaz bölgelerini ziyaret etti.

Halkın artık çok da güven duymadığı bazı parti yöneticileri ile bu yolu yürümektense Kıbrıs Türk halkını yanına alarak çok daha onurlu bir yol yürümeyi tercih ettiğini söyleyen Özersay, ‘’ Bu ülkenin tüm vatandaşlarının, Kıbrıs Türk halkının sağduyusuna güveniyorum. Halk kendi geleceğine sahip çıkıyor. Bunu hergün  çok daha net biçimde görüyoruz. Bu seçimi toplumun sahip çıkması ile kazanacağım’’ dedi.

Derince köyünde vatandaşlarla bir araya gelen Özersay, müzakere sürecini değerlendirdi.  Özersay yaptığı konuşmada Kıbrıs müzakerelerinde sonuca ulaşmanın çok kolay olmadığının belirterek, müzakerelerde sonuca ulaşmanın yalnızca Kıbrıs Türk halkının iradesi ile olmayacağına vurgu yaptı. Özersay, Kıbrıs Türk tarafının bir çözüm vizyonu ile olumlu bir şekilde müzakere masasında olması gerektiğini söyleyerek, cumhurbaşkanının dışarıda bizi olması gerektiği gibi temsil etmesinin önemine vurgu yaptı.

Özersay, ‘’ben Kıbrıs sorununu ben tek başıma çözerim diyemem ama yüzde birlik bir ihtimal de olsa çözülmesi için en iyi şekilde müzakere yapar ve haklarımızın korunacağı bir çözüm için aktif bir diplomasi ile gerekli duruşu sergilerim.’’ dedi.  Özersay, Dış ilişkilerimizi iyi bir şekilde yürütmek zorunda olduğumuza da vurgu yaparak yüzde bir ihtimal dahi olsa çözüm için uğraşmaya değdiğini söyledi.

Özersay, vatandaşın sorunlarının hem kamuoyunun gündemine gelmesi hem de belirli bir duyarlılık olması açısından aktif bir duruş ortaya koyacağını dile getirerek, yapılan yasaların uygulanması bağlamında bir çaba ortaya koyacağına vurgu yaptı.  Siyasette verilen sözlerin tutulması bir yana var olan kuralların uygulanmaması konusunda da sıkıntılar olduğuna değinen Özersay, Cumhurbaşkanın yetki ve görevlerini hatırlatarak Anayasaya ve ilgili yasalara göre Cumhurbaşkanının bakanlar kuruluna başkanlık edebileceğini, meclisi olağanüstü toplantıya çağırabileceğini söyleyerek, cumhurbaşkanının çevre konusu gibi ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren konuların uygulanmasında çıkan sıkıntıları ele almak amacı ile bakanlar kuruluna başkanlık ederek, hükümeti adım atmaya zorlaması gerektiğini söyledi.

Ziyareti  esnasında devletin siyasi anlamda içinde bulunduğu durumu değerlendiren Özersay, partizanlık ve adam kayırmacılıktan dolayı yaşanan adaletsizliğe vurgu yaptı. Özersay partizanlık ve adam kayırmacılık yapmadan, herkese eşit mesafede duracak ve uluslar arası alanda Kıbrıs Türkünü en iyi şekilde temsil edecek bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, vatandaşların artık adil hizmet istediğini ve bunu da bir siyasi partiye vefa borcu olmayan, işinin ehli bir Cumhurbaşkanının yapabileceğini söyledi.

Özersay, bağımsız ve tarafsız cumhurbaşkanının içerideki ve dışarıdaki sorunların çözümü ile ilgili enerjisi ve dinamizmi olması durumunda bu görevi çok daha iyi yapabileceğini dile getirerek cumhurbaşkanlığı makamının emeklilik makamı olmadığını vurguladı.

Özersay, 20 sene önce de bugün aday olan siyasilerin yeniden aday çıktığını hatırlatarak, geçmişte partilerden aday çıkan kişilerin bugün ‘’ben bağımsızım’’ dediğinde bağımsız olmadığına dikkat çekerek ortada bir güvensizlik olduğunu söyledi. Vatandaşın bu durumun farkında olduğunu söyleyen Özersay, ‘ben bağımsız bir aday olduğumu ispatlamış durumundayım’ dedi. Siyasette de emeklilik yaşının olması gerektiğini söyleyen Özersay, artık siyasette gençlerin bu görevi üstlenmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Vatandaşına sahip çıkabilecek, sıradan vatandaşın halinden anlayabilen bir cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Özersay, ‘halinizden anlayan birini bu göreve seçiniz’ dedi.

Kıbrıs Postası

11 nisan

Özersay’dan Seçim Açıklaması

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay dün Alsancak Spor kulübünde düzenlenen kitle toplantısında kalabalık bir gruba hitap ederek vizyonunu anlattı ve vatandaşlar tarafından sorulan soruları yanıtladı.

Özersay burada yaptığı konuşmada “yaklaşık beş aydır konuşuyor, anlatıyor ve soruları yanıtlıyoruz. 19 Nisan günü geldiğinde bu kez vatandaş konuşacak, sessiz çoğunluk konuşacak” dedi. Özersay yapılacak seçimi Kıbrıs Türk halkının sadece Cumhurbaşkanını belirleme kararı olarak değil, ülke siyasetinin bundan sonra ne yöne gideceğini belirleyecek bir kırılma noktası olarak gördüğünü vurguadı.

Kudret Özersay “bu seçimde, mevcut parti yönetimlerinin desteklediği adaylar yerine, Halkın sahip çıkacağı gerçek anlamda bağımsız bir aday olarak göreve geldiğim takdirde mevcut siyasi parti yönetimlerinde önemli değişiklikler olacağını düşünüyorum. Çünkü her partinin içinde temiz siyaset özlemini taşıyan, kendi partisinde var olan yönetimden ve yanlış siyaset anlayışından memnun olmayan çok sayıda kişi vardır. Bu seçimle göreve geldiğim gün, toplumun kendine olan güveni yeniden kazanmaya başlayacağına ve bunun da siyasi partilerin kendi içinde bir değişim talebinin yükselmesine yardımcı olacağına inanıyorum. Bu nedenle 19 Nisan sıradan bir Cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Eski siyaset anlayışını artık bir kenara koyup, yeni bir siyaset anlayışını, temiz bir siyaseti devreye koyup koyup koymama kararını vereceğimiz bir seçim olacak. Ben Kıbrıs Türk halkının sağduyusuna güveniyorum” dedi.

Kalabalık bir gruba hitap eden bağımsız Cumhurbaşkanı Özersay sözlerini şöyle sürdürdü: “Vatandaşın, yani sizlerin canınızı yakan sorunların çözümü için Bakanlar Kurulu’na gerekli gördüğüm hallerde başkanlık edeceğim. Sizlerin derdini hükümetlerin önüne getirip hükümetleri adım atmaya zorlayacağım. Anayasa’nın 107. Maddesine göre Cumhurbaşkanıgerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu’na başkanlık edebilir. Bugüne değin Cumhurbaşkanları Bakanlar Kurulu’na sadece Kıbrıs müzakereleri konusunda bilgi vermek için başkanlık ettiler. Oysa ülkenin içinde bulunduğu durum, Cumhurbaşkanı’nın, hükümeti bazı konularda çözüm üretmeye teşvik etmesini zorunlu kılmaktadır. Başta çevre, uyuşturucuya karşı mücadele, faiz yasasının acilen yapılması ve mazbata sorununun çözümü, bet ofislerinin özellikle gençlerimiz açısından yarattığı tehlikeler, belediyelerin ortak sorunları, iç güvenlik konularında özellikle Polis Teşkilatı’nın ihtiyaçları, yolsuzluğa karşı mücadele ve keyfi vergi düzenlemelerinin değiştirilmesini Bakanlar Kurulu’nun gündemine taşıyacağım. Kısacası sizin sıkıntılarınızı hükümetlerin gündemine taşıyacağım ve çözümünün takipçisi olacağım.”

Kudret Özersay ülkedeki keyfi uygulamaların yarattığı adaletsizlikler ve kamu vicdanını yaralayan konularda hükümeti harekete geçmesi için teşvik edeceğini de vurgulayarak, özel sektör çalışanlarının çalışma koşullarında iyileştirmeye gidilmesi konusundaki önerilerini de Bakanlar Kurulu ile paylaşacağına dikkat çekti. Hükümetin bu sıkıntılara çözüm üretme konusunda isteksizliğini görmesi durumunda bu konuda kamuoyunu bilgilendireceğini ve bu yolla hükümeti hareket geçmeye, var olan sorunların çözümü için adım atmaya zorlayacağı da vurgulayan Özersay “artık önemli bir kararın eşiğindeyiz. Bu, sadece Cumhurbaşkanının kim olacağına ilişkin verilecek bir karar değildir, aynı zamanda bu ülkede bundan böyle nasıl bir siyaset anlayışının geçerli olacağına karar vereceğimiz bir seçimdir. Karar sizindir: Geçmişe mi oy vereceğiz, geleceğe mi? 1970’lerin siyaseti ile mi yol alacağız yoksa yirmibirinci yüzyıl siyaseti ile mi? Kıbrıs Türk Halkı bu değişimi yapmaya isteklidir, kararlıdır. Hep birlikte başaracağız” dedi.

Özersay konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizler, yeni neslin temsilcileri olarak bu alanlarda eğitim gördük, uygulamada da çalışarak deneyim, tecrübe sahibi olduk. Artık başka konularda olduğu gibi, siyasette de nesil değişikliğine ihtiyaç vardır. Yirmibirinci yüzyılda gerçekten ileriye gitmek istiyorsak, artık bu görevleri yeni nesiller devralmalıdır. Gelin yeni nesillerin, gençlerin önünü açın. Kendi ülkesine hizmet verme arzusu duyan yeni nesile sahip çıkın. Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuçlara varamayız. Farklı bir sonuca varmak, gerçek bir değişim yapmak istiyorsak, farklı bir şey yapmalıyız. Yani parti yöneticilerinin belirlediği ya da desteklediği adayları seçersek, değişen hiç bir şey olmayacak. Birşeylerin değişmesini istiyorsak, gelin bu kez, bir partiye ya da siyasiye vefa borcu olmayan bağımsız bir Cumhurbaşkanı göreve getirelim. Ama sözde bağımsız değil, gerçekten bağımsız. Yıllarca kendi siyasi partisinde parti başkanlığı yapmış olanlar, bugün bize bağımsız olduklarını ya da göreve gelirlerse bağımsız kalacaklarını iddia ediyorlar. Bunun olmayacağını, bağımsız kalamayacaklarını hepimiz biliyoruz. Kimin gerçekten bağımsız olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz” dedi.

Haber Kıbrıs

11

Özersay’dan Seçim Açıklaması!

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay dün Alsancak Spor kulübünde düzenlenen kitle toplantısında kalabalık bir gruba hitap ederek vizyonunu anlattı ve vatandaşlar tarafından sorulan soruları yanıtladı.

Özersay burada yaptığı konuşmada “yaklaşık beş aydır konuşuyor, anlatıyor ve soruları yanıtlıyoruz. 19 Nisan günü geldiğinde bu kez vatandaş konuşacak, sessiz çoğunluk konuşacak” dedi. Özersay yapılacak seçimi Kıbrıs Türk halkının sadece Cumhurbaşkanını belirleme kararı olarak değil, ülke siyasetinin bundan sonra ne yöne gideceğini belirleyecek bir kırılma noktası olarak gördüğünü vurguadı.

Kudret Özersay “bu seçimde, mevcut parti yönetimlerinin desteklediği adaylar yerine, Halkın sahip çıkacağı gerçek anlamda bağımsız bir aday olarak göreve geldiğim takdirde mevcut siyasi parti yönetimlerinde önemli değişiklikler olacağını düşünüyorum. Çünkü her partinin içinde temiz siyaset özlemini taşıyan, kendi partisinde var olan yönetimden ve yanlış siyaset anlayışından memnun olmayan çok sayıda kişi vardır. Bu seçimle göreve geldiğim gün, toplumun kendine olan güveni yeniden kazanmaya başlayacağına ve bunun da siyasi partilerin kendi içinde bir değişim talebinin yükselmesine yardımcı olacağına inanıyorum. Bu nedenle 19 Nisan sıradan bir Cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Eski siyaset anlayışını artık bir kenara koyup, yeni bir siyaset anlayışını, temiz bir siyaseti devreye koyup koyup koymama kararını vereceğimiz bir seçim olacak. Ben Kıbrıs Türk halkının sağduyusuna güveniyorum” dedi.

Kalabalık bir gruba hitap eden bağımsız Cumhurbaşkanı Özersay sözlerini şöyle sürdürdü: “Vatandaşın, yani sizlerin canınızı yakan sorunların çözümü için Bakanlar Kurulu’na gerekli gördüğüm hallerde başkanlık edeceğim. Sizlerin derdini hükümetlerin önüne getirip hükümetleri adım atmaya zorlayacağım. Anayasa’nın 107. Maddesine göre Cumhurbaşkanıgerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu’na başkanlık edebilir. Bugüne değin Cumhurbaşkanları Bakanlar Kurulu’na sadece Kıbrıs müzakereleri konusunda bilgi vermek için başkanlık ettiler. Oysa ülkenin içinde bulunduğu durum, Cumhurbaşkanı’nın, hükümeti bazı konularda çözüm üretmeye teşvik etmesini zorunlu kılmaktadır. Başta çevre, uyuşturucuya karşı mücadele, faiz yasasının acilen yapılması ve mazbata sorununun çözümü, bet ofislerinin özellikle gençlerimiz açısından yarattığı tehlikeler, belediyelerin ortak sorunları, iç güvenlik konularında özellikle Polis Teşkilatı’nın ihtiyaçları, yolsuzluğa karşı mücadele ve keyfi vergi düzenlemelerinin değiştirilmesini Bakanlar Kurulu’nun gündemine taşıyacağım. Kısacası sizin sıkıntılarınızı hükümetlerin gündemine taşıyacağım ve çözümünün takipçisi olacağım.”

Kudret Özersay ülkedeki keyfi uygulamaların yarattığı adaletsizlikler ve kamu vicdanını yaralayan konularda hükümeti harekete geçmesi için teşvik edeceğini de vurgulayarak, özel sektör çalışanlarının çalışma koşullarında iyileştirmeye gidilmesi konusundaki önerilerini de Bakanlar Kurulu ile paylaşacağına dikkat çekti. Hükümetin bu sıkıntılara çözüm üretme konusunda isteksizliğini görmesi durumunda bu konuda kamuoyunu bilgilendireceğini ve bu yolla hükümeti hareket geçmeye, var olan sorunların çözümü için adım atmaya zorlayacağı da vurgulayan Özersay “artık önemli bir kararın eşiğindeyiz. Bu, sadece Cumhurbaşkanının kim olacağına ilişkin verilecek bir karar değildir, aynı zamanda bu ülkede bundan böyle nasıl bir siyaset anlayışının geçerli olacağına karar vereceğimiz bir seçimdir. Karar sizindir: Geçmişe mi oy vereceğiz, geleceğe mi? 1970’lerin siyaseti ile mi yol alacağız yoksa yirmibirinci yüzyıl siyaseti ile mi? Kıbrıs Türk Halkı bu değişimi yapmaya isteklidir, kararlıdır. Hep birlikte başaracağız” dedi.

Özersay konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizler, yeni neslin temsilcileri olarak bu alanlarda eğitim gördük, uygulamada da çalışarak deneyim, tecrübe sahibi olduk. Artık başka konularda olduğu gibi, siyasette de nesil değişikliğine ihtiyaç vardır. Yirmibirinci yüzyılda gerçekten ileriye gitmek istiyorsak, artık bu görevleri yeni nesiller devralmalıdır. Gelin yeni nesillerin, gençlerin önünü açın. Kendi ülkesine hizmet verme arzusu duyan yeni nesile sahip çıkın. Aynı şeyleri yaparak, farklı sonuçlara varamayız. Farklı bir sonuca varmak, gerçek bir değişim yapmak istiyorsak, farklı bir şey yapmalıyız. Yani parti yöneticilerinin belirlediği ya da desteklediği adayları seçersek, değişen hiç bir şey olmayacak. Birşeylerin değişmesini istiyorsak, gelin bu kez, bir partiye ya da siyasiye vefa borcu olmayan bağımsız bir Cumhurbaşkanı göreve getirelim. Ama sözde bağımsız değil, gerçekten bağımsız. Yıllarca kendi siyasi partisinde parti başkanlığı yapmış olanlar, bugün bize bağımsız olduklarını ya da göreve gelirlerse bağımsız kalacaklarını iddia ediyorlar. Bunun olmayacağını, bağımsız kalamayacaklarını hepimiz biliyoruz. Kimin gerçekten bağımsız olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz” dedi.

Haber Kıbrıs

10nisan

Toplum olarak başaracağız

Özersay: “Pankartlarımı yırtarak kazanmamı engelleyemezler”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, Metehan bölgesindeki afişlerinin yırtılması ile ilgili olarak, “Herkes demokrasiyi içine sindirmelidir. Pankartlarımızı yırtarak halkın bize olan ilgisini ve sevgisini ortadan kaldıramazsınız. Ülkede ciddi bir değişimin simgesi olduğumu düşünüyorum ve birileri de bu nedenle adaylığımdan rahatsızdır. Ancak vatandaşlar her şeyin farkındadır. Toplum olarak başaracağız” ifadesini kullandı. Basın Bürosu’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre Özersay, geçtiğimiz gün Girne, Arapköy ve Çatalköy’ü ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi.

Toplumun artık bilinçli olduğunu ve 19 Nisan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın kendi iradesini yansıtacağı bir seçimin yaşanacağını belirten Özersay, ‘Sözde değil, gerçek anlamda bir değişim için ciddi bir talep var. Toplum olarak bu değişimi yapma yolunda 19 Nisan’da başarıya ulaşacağız ve yeni nesil bu görevleri üstlenecek. Buna samimiyetle inanıyorum” ifadelerine yer verdi. Özersay, dünyayı okuyabilen, anlayabilen, dünyada yaşanan gelişmeleri takip edebilen, yabancı dile hakim, dünyanın anlayabileceği türden politikalar üretebilecek olan yeni neslin artık bu görevi üstlenmesi gerektiğini belirtti.

“SÖZ VERİYORUM”

Özersay, şöyle devam etti:

“19 Nisan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde beni göreve getirmeniz halinde, size müzakere masasında bir çözüm vizyonu ile hareket edip haklarımızı en iyi şekilde savunma yanında, bu ülkenin iç sorunlarının çözümü için adım atma sözü veriyorum. Kıbrıs Türk halkının kendi iradesine dayalı bir gelecek kurmak istiyorsak, bu ülkeyi kendimiz yönetmek ve iyi yönetmek zorundayız. İşte bunun da yolu, devletin kurumlarına çeki düzen vermekten geçer. Bugüne değin her hükümet döneminde az veya çok partizanlık ve adam kayırmacılık yapıldı.

Zaten ülkede kamu kaynaklarının verimsiz kullanımında da, adil bir hizmet üretilemiyor olmasında da bunun çok önemli bir rolü vardır. İşte bu nedenle, artık hak edenin hak ettiği işe girmesi, hak edenin hak ettiği terfiyi alabilmesi ve kuralları uygulanması esas olmalıdır. Kamu kurumlarında vatandaşın özlediği şekilde bir hizmet üretilebilmesi için Anayasanın ve yasaların bana verdiği yetkiyi çekinmeden kullanacağım” Özersay, bugün siyaette olan ve yıllarca aynı anlayışla sorunların çözümüne pek bir katkı koyamayan yaklaşımlar yerine daha farklı bir arayış içerisinde olduğunu belirten, gördüğü ilgiden çok memnun olduğunu kaydetti.

Star Kıbrıs

8 nisan

Özersay, Güzelyurt’u Ziyaret Etti

Bağımsız aday Kudret Özersay dün Güzelyurt bölgesini ziyaret ederek vatandaşlarla buluştu. Güzelyurt’taki kamu ve kuruluşları’nı, Cengiz Topel Hastanesi’ni, Güzelyurt Kurtuluş Lisesi’ni ziyaret eden Özersay ardından Güzelyurt Kadınlar Konseyi ile bir araya geldi, vizyonunu anlattı, soruları yanıtladı.

Özersay, adaylığına destek veren çok sayıda gönüllüsüyle birlikte Güzelyurt Hotel’de gerçekleştirdiği ziyaretinde Güzelyurt Kadınlar Konseyi başkanı ve üyeleri ile buluştu. Özersay, vatandaşın devlete güveninin de giderek sarsıldığını belirterek, partizanlıktan ve adam kayırmacılıktan dolayı bir çok sorunun yaşandığını vurgulayarak tüm bunların üstesinden gelmenin yolunun bir yerden başlamak olduğunu söyledi. Halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının bir irade ve siyasi liderlik ortaya koyması gerektiğini söyleyen Özersay, yerleşmiş kalıpların dışında bazı adımların atılması gerektiğine inandığını dile getirdi. 19 Nisan cumhurbaşkanlığı seçiminde sessiz çoğunluğun güçlü olacağı bir iradenin ortaya çıkacağını vurgulayan Özersay, siyasette bir kırılma noktası gerçekleşeceğini ve yeni neslin bu bayrağı devralacağını vurguladı. Özersay gerçekleştirdiği ziyaretlerde Cumhurbaşkanının yasal ve anayasal görevlerini anlatarak, belli bazı niteliklere ve özelliklere sahip bir cumhurbaşkanının Kıbrıs Türk’ünü çok iyi bir yere ve aydınlık bir noktaya taşıyacağını vurguladı.

Müzakere sürecini değerlendiren Özersay yaptığı konuşmada Kıbrıs müzakerelerinde sonuca ulaşmanın çok kolay olmadığının belirterek, müzakerelerde sonuca ulaşmanın yalnızca Kıbrıs Türk halkının iradesi ile olmayacağına vurgu yaptı. Kıbrıs Türk tarafının bir çözüm vizyonu ile olumlu bir şekilde müzakere masasında olması gerektiğini söyleyen Özersay, cumhurbaşkanı nın dışarıda bizi olması gerektiği gibi temsil etmesinin önemine vurgu yaptı.  Özersay, ‘’beni seçin de Kıbrıs sorununu çözerim’’ diyenlerin popülist yaklaştığına dikkati çekerek, ‘’ben Kıbrıs sorununu çözerim diyemem ama yüzde birlik bir ihtimal de olsa çözülmesi için en iyi şekilde müzakere yapar ve haklarımızı savunabilirim’’ dedi.  Özersay, Dış ilişkilerimizi iyi bir şekilde yürütmek zorunda olduğumuza da vurgu yaparak yüzde bir ihtimal dahi olsa çözüm için uğraşmaya değdiğini söyledi.

Özersay yaptığı konuşmada yeni bir nesil yetiştiğini, bu görevleri yeni nesillerin devralması gerektiğine dikkati çekerek, bunun halkın takdiri ile olacağını söyledi. Halktan , özellikle de genç kesimden gelen destek bu süreç sonunda toplumsal bir başarıya ulaşacağımızı, yeni, genç ama aynı zamanda da müzakereler konusunda tecrübeli birCumhurbaşkanı adayına destek verilmesi gerektiğini söyleyen Özersay,  “bu ülkenin kaybedecek değil beş yılı, beş dakikası dahi yoktur” diyerek Kıbrıs Türk halkının kendi iradesine dayalı bir gelecek kurabilmesi ve kendi kendini yönetebilmesinin, kendi kendine çeki düzen vermesinden geçtiğini ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin de bu açıdan bir başlangıç olacağını belirtti.

Anketleri de değerlendiren Özersay, bir algı yönetimi yaratıldığına dikkati çekerek, “birileri anketlerle vatandaşın aklını karıştırmak istiyor ama artık herkes herşeyin farkındadır. Sokağın nabzı başka türlü atıyor. Halk sıradan değil, gerçek bir değişim istiyor. Kıbrıs Türkünün haklarını müzakere masasında en iyi şekilde savunabilecek bir Cumhurbaşkanı istiyor. Bunun da bir müzakere tecrübesi, uluslararası hukuk ve diplomasi bilgisi gerektirdiğini herkes biliyor” dedi.

Atamalarda yaşanan sıkıntıları dile getiren Özersay, ülkede partizanlık ve adam kayırmacılıktan dolayı müşavir ordusu yaratıldığına dikkat çekti. Özersay şunları söyledi; ‘’ Ciddi sayıda müşavir yarattık ve yaratmaya da devam ediyoruz. Şu anda üçlü kararname yöntemi zaten kendiliğinden yanlış yöntemdir.  Şu anda Cumhurbaşkanları göreve gelecek olanların siciline, eğitimlerine bakmaksızın hepsini imzalıyor. Genelde şahsi ya da başka siyasi nedenler ile bir cumhurbaşkanının üst düzey kamu görevlilerinin atanmasında da kamu hizmeti komisyonu bağlamında akılcıl bir istihdam yapılması istihdam edecek kişiler bağlamında da gerçekten bağımsız ve kararsız davranabilmelidir. Bir vefa borcunuz varsa siyasi partiye ülkenin menfaatine, toplumun menfaatine bir şey yapmaktan uzaklaşıp partinin menfaatine bir şeyler yapmaya başlarsınız” dedi.

Haber Kıbrıs

7nisan

Özersay: “Halk geçmişe değil geleceğe oy verecek”

Bağımsız aday Özersay, dün Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Lefkoşa Şube’sini, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nunu ve Hakemler Birliği’ni ziyaret etti.

Özersay “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Halk geçmişe değil geleceğe oy verecek. 1970’lerde siyasette olanların, 2015’te, yani Yirmibirinci yüzyılda hala bu ülkeyi ileriye taşıyacağını söylemesi artık kimseye inandırıcı gelmiyor?  Siyasi hayatımızda bir nesil değişikliğinin zamanı geldi. Hayatın her alanında yeni nesil, görevler almaya başladı ve artık bu nesil değişikliğini siyaset hayatımıza da yansıtmak zorundayız. Aksi halde siyasi bir kısır döngünün içerisinde toplum olarak savrulup gideceğiz. Bu kadar yıldır verdiğimiz kimlik mücadelesine yakışır olan şey, yeni nesilleri bu görevlere gelme konusunda teşvik etmek, destek olmaktır. Söylediğim şey açık ve nettir: Halk kendi geleceğine bu seçimde sahip çıkacak ve toplumsal bir başarıya imza atacak. Bu seçimi Halkın gücü, kudreti ile kazanacağıma tüm samimiyetimle inanıyorum” dedi.

“Uzman Statüsündeki Vatandaşların Önemli Sıkıntıları Var”

Bağımsız aday Kudret Özersay’ın ofisinden yapılan açıklamada Özersay’ın ziyaret ettiği köylerde Güvenlik Kuvvetleri bünyesinde görev yapan çok sayıda uzman statüsündeki çalışanından yaşanmakta olan sıkıntıları dinlediği ve bu konuda hükümetin adım atmasının elzem olduğunu söylediğini vurgulandı. Özersay “şimdilerde mukaveleli statüde kabul edilen bu şahısların özlük haklarında ciddi bir geriye gidiş yaşandığı anlaşılıyor. Göç yasası ile yaratılan maaş farklılıklarının bu alanda çalışan vatandaşlarımız açısındansa özlük haklarından kırpılma şeklinde yaşandığını görüyoruz. Bu gençlerimizin siyasilerin iki dudağı arasında bir nevi geçici işçi olarak görev yapmaları çalışma huzurunu olumsuz yönde etkileyen bir konudur. Bu konuda yasal düzenleme yapılması ve özellikle tüzüklerle yapılacak sınav ve benzeri performans değerlendirmeleri için objektif, tarafsız bir sistem kurulması gerekir. Bu toplumsal rahatsızlığın ortadan kaldırılması için gerekli liderliği gösterip konuyu Balanlar Kurulu gündemine taşıyacağım ve hükümetin bunu geciktirmesine müsade etmeyecek şekilde kamuoyu baskısı yaratacağım” dedi.

Özersay, Kıbrıs Türk halkının geçmiş yıllarda verdiği mücadeleden bahsederek toplum olarak bir kimlik mücadelesi verdiğimizi ve bu kimliğe her durumda sahip çıkmamız gerektiğini vurguladı. Bunca yıl değişik evrelerden geçtiğimize değinen Özersay,  silahlı mücadele evresinden geçerek daha sonra bunu kurumlara dönüştürdüğümüzü ve farklı farklı evrelerden geçerek bir kamu otoritesine sahip olma mücadelesini birlikte yaşadığımızı hatırlattı. Özersay bu mücadelenin içerisinde herkesin farklı şekilde katkılar koyduğunu dile getirdi. Özersay, ‘’eğer bu bir bayrak yarışı ise ben bu bayrağı devralmaya hazırım. Kararı tabi ki halk verecek ve biz de buna saygı duyacağız’’ diye vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı makamının iki temel görevi olduğunu söyleyen Özersay, bunlardan birisinin Rum tarafı ile yapılacak müzakerelerde ve dışarıda yürütülecek diğer diplomatik faaliyetlerde Kıbrıs Türkünü en iyi şekilde temsil edilmesi  olduğunu vurguladı. Göreve gelmesi durumunda Kıbrıs Türkünü müzakerelerde en iyi şekilde temsil edeceğine inandığı için aday olduğunda da dikkat çeken Özersay, bunun müzakerelerle sınırlı kalmayacağını uluslararası alanda da Türkiye ile olan ilişkilerde de, yabancı ülkelere yapılacak temaslarda da Kıbrıs Türkü’nü en iyi şekilde temsil edebileceğine inandığını söyledi. Özersay, vatandaşın yaşanan haksızlık ve adaletsizlikler nedeniyle artık devletin kurumlarını sahiplenmemeye başladığını, bunun da bir kimlik sorununu beraberinde getirmeye başladığını söyledi. Cumhurbaşkanın tarafsız olması gerektiğini de dikkat çeken Özersay Cumhurbaşkanı olacak olan kişinin bu konularda titiz davranarak, atamalarda tarafsız olması gerektiğini, bu yolla sorunların bir yerden düzelmeye başlayacağına samimiyetle inandığını belirtti.

Özersay sözlerine şöyle devam etti; ‘’Bizim bir an önce herkese eşit davranabilen, hak edenin hak ettiği görevlere geleceği bir yapı yaratmamız gerekir. Bunun içinde bu ülkenin cumhurbaşkanının partizanlık ve adam kayırmacılığın önüne geçmesi gerekir. Yolsuzlukların üzerine gidilmesi ve hükümetlere baskı unsuru oluşturulması, gerektiğinde bakanlar kurulunun toplantılarına başkanlık ederek ‘’sen yanlış yapıyorsun’’ diyerek kamuoyu baskısı yaratacak yeni bir siyasi liderliğe ve yeni bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum’’ dedi.

Gündem Kıbrıs

6nisan

Hiçbir aday benimle ikinci tura kalmak istemez

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, bölge ve köy ziyaretleri çerçevesinde dün Alayköy, Yiğitler, Mehmetçik, Dilekkaya, Topçuköy ve Mağusa’yı ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. Özersay ‘Cumhurbaşkanı adaylarından hiçbiri benimle ikinci tura kalmak istemez’ dedi.

Özersay: “Hiçbir Aday Benimle İkinci Tura Kalmak İstemez”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Doç. Dr. Kudret Özersay, bölge ve köy ziyaretleri çerçevesinde dün Alayköy, Yiğitler, Mehmetcik, Dilekkaya, Topçuköy ve Mağusa’yı ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. Özersay “Cumhurbaşkanı adaylarından hiçbiri benimle ikinci tura kalmak istemez” dedi. Özersay, “ikinci tura kalamayacak adaylara ilk turda verilen desteğin bana kayacağını düşünüyorum. Vatandaştan edindiğim izlenim de budur. Bugün bir başka adaya destek olacak olan vatandaşlar dahi gönlündeki aday olduğumu söyleyebiliyor ve kendi adayı ikinci tura kalmaz ise, oyunu bana vereceğini net şekilde çekinmeden ifade ediyor.Toplumun çok farklı kesimlerine, siyasi görüşü ya da partisi ne olursa olsun, bulunduğu bölge ne olursa olsun, gelir düzeyi ve yaşı ne olursa olsun hitap edebiliyorum, bunu gözlemliyorum. Bu da Kıbrıs Türk halkında giderek genişleyen bir ortak paydanın ortaya çıktığını gösteriyor” dedi. Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Özersay Halkın sağduyusuna güvendiğini ve bu seçimi kazanacağına inandığını da dile getirdi.

Köylülerin sorunlarını da yanıtlayan Özersay; hükümetlerin, siyasi partilerin ve siyasilerin ülkeyi yönetme anlayışlarında giderek artan oranda bir aynılaşma olduğuna dikkat çekerek artık Cumhurbaşkanlığı açısından bir isim değişikliğine değil, farklı bir siyaset anlayışa ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı. Özersay; adam kayırmacılığa, partizanlığa dayanan yaklaşımlarla, bir başka ifadeyle eski siyaset anlayışıyla bir yere gidemeyeceğimizi belirterek, vatandaşın bilinçli olduğunu ve bunu herkesin gördüğünü ifade etti. Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacımız olduğunu söyleyen Özersay; ‘’hak edenin hakkını alabileceği, işin ehli olanların göreve gelebileceği bir yapı için uğraşacak, yetkilerini ülke içindeki bu bozuk yapıyı düzeltmek için kullanacak bir Cumhurbaşkanına ihtiyacımız var” dedi.

19 Nisan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaştığı bugünlerde vatandaşa Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini hatırlatan bağımsız aday Özersay, Kıbrıs Türkü’nün haklarını her platformda aktif bir diplomasi ile savunacak, yeni fikirler, yaratıcı ve yapıcı öneriler geliştirecek, Kıbrıslı Türkleri uluslararası alanda görünür kılacak bir cumhurbaşkanının bu görevi çok daha iyi ve topluma yakışır şekilde yapabileceğini vurguladı. Özersay, aktif ve yapıcı diplomatik girişimlerle Kıbrıs Türkünü her platformda görünür kılacağını belirterek, ‘’bugüne değin üstlendiğim diğer görevlerde bunu yapabileceğimi gördüğüm için bu göreve aday oldum. Benim derdim gerek çözüm bulma sürecinde gerekse müzakereler dışı konularda Kıbrıs Türkünün iradesini görünür kılmaktır, etkili kılmaktır, bize yakışır şekilde bir temsiliyettir. Uluslararası topluma “burada biz de varız” demektir. Bir Cumhurbaşkanı olarak bu duruşu göstererek Halkın kendisine olan güveni, özgüvenini yeniden kazandıracağıma inanıyorum dedi.

Özersay, Kıbrıs konusunda vatandaşları bilgilendirerek, çeşitli konulardaki sorularını da yanıtladı. Özersay, sadece dışarıda iyi bir temsiliyet için değil devletin kurumlarının gerçekten çalışması ve vatandaşın sorunlarının çözümüne yardımcı olması için uğraşacağnı belirterek, müzakereler devam ederken devlet içindeki sorunların çözülmesinde bir irade ortaya koyulmasının artık kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Bağımsız aday Özersay; “insanlar arasında, siyasi partiler arasında eşit davranabilen, ayrım yapmayan, tarafsız kalabilen bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız var. Hükümeti icraat yapmaya zorlayacak, meclis adım atmıyorsa meclisin gündemine sorunları taşıyacak bir lidere ihtiyaç var’’ dedi.

Özersay, “ben tarafsızım” diyen ama siyasi partisi ya da siyasi geçmişi nedeniyle aslında yine kendi partisini kayıran, alttan alta kendi partisinin menfaatini düşünen bir tutum sergilendiğini, oysa artık ihtiyacın halkın menfaatini ilk sıraya koyacak, gerçek anlamda tarafsız kalabilecek olan bir Cumhurbaşkanı olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanlarının içerideki sorunlarımızın çözümü için bir siyasi liderlik göstermesi ve iç sorunların çözümü konusunda yetkilerini kullanması gerektiğini vurgulayan Özersay, bugün var olan sistemin sürdürülebilir olmadığını belirterek göreve gelmesi durumunda bu sorunları aşmak için kararlı bir duruş ve çaba ortaya koymayı taahhüt etti.

Özersay, 19 Nisan günü sessiz çoğunluğun sonucu belirleyeceğini söyleyerek, halkın iradesine güvendiğini dile getirdi. Özersay sözlerine şöyle devam etti; ‘’Kime oy verirseniz o kazanır. Seçmen seçimi belirleyendir. Kimin kazanmasını isterseniz, ona destek verirsiniz ve kazanır. Kendi iradenizi de ancak bu şekilde yansıtabilirsiniz. Bugün sayısı ciddi anlamda artmış ‘’geniş kararsızlar topluluğu’’ bir de “sessiz çoğunluk’’ var. Ülkenin içerisinde bulunduğu durum nedeniyle pek çok kişi siyasi görüşünü açıklamaktan çekinmektedir çünkü üzerilerinde siyasi baskı ve yönlendirme var’’ dedi.

Geçtiğimiz yıl genel seçimlerde, yerel seçimlerde ve referandumda halkın bir mesaj verdiğini dile getiren Özersay, halkın Cumhurbaşkanlığı seçiminde çok daha net bir mesaj vereceğine inandığını söyledi. Devletin “başı”ndan başlayarak bir şeylerin daha farklı bir siyaset anlayışı ile değiştirilmeye başlanması için çok büyük bir fırsat olduğunun altını çizen Özersay, bu seçimlerin bir kırılma noktası olduğunu ifade etti.

Kıbrıs Son Dakika

5nisan

Kudret Özersay: “Her kesimden destek geliyor”

Özersay, önceki gün Lefkoşa Türk Belediyesi’ni ve Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomi ve Turizm Bakanlığı’nı ziyaret ederek çalışanlarla görüştü.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, önceki gün Lefkoşa Türk Belediyesi’ni ve Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomi ve Turizm Bakanlığı’nı ziyaret ederek çalışanlarla görüştü ve Girne’de Karadeniz Kültür Derneği üyelerine bir konuşma yaptı. Özersay’ın basın ofisinden yapılan açıklamada Özersay Girne ziyareti sırasında yaptığı konuşmada adaylığının toplumun her kemsinden vatandaşlar tarafından desteklendiğini görmekten memnun olduğunu söyledi. Özersay “Kıbrıs Türk halkının adaylığıma, ortaya koyduğum düşüncelere sahip çıktığını görüyorum. Bu sandığa da yansıyacaktır, Kıbrıs Türkünün sağduyusuna güveniyorum” dedi. Özersay “bir şey olmak için değil, bir şeyler yapmak için aday oldum, durumu idare etmek için değil sorunları çözmek için bu yolu yürüyorum. Birilerine değil Halka, halkın değiştirme kudretine güveniyorum” vurgusu yaptı.

Özersay adaylığına destek veren çok sayıda gönüllüsüyle birlikte gerçekleştirdiği Girne ziyaretinde vatandaşlarla ve Karadeniz Kültür Derneği yetkilileriyle de buluştu. Özersay, vatandaşın devlete güveninin de giderek sarsıldığını belirterek, partizanlıktan ve adam kayırmacılıktan dolayı birçok sorunun yaşandığını vurgulayarak tüm bunların üstesinden gelmenin yolunun bir yerden başlamak olduğunu söyledi. Halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının bir irade ve siyasi liderlik ortaya koyması gerektiğini söyleyen Özersay, yerleşmiş kalıpların dışında bazı adımların atılması gerektiğine inandığını dile getirdi.

Particilik ve adam kayırmacılığın devletin içinin boşalmasına neden oluğuna dikkatleri çeken Bağımsız aday Özersay,  işinin uzmanı olamayan kişilerin hak etmedikleri mevkilere gelmesinden dolayı bu sorunların yaşandığına işaret etti. Kıbrıs’ta çözüm olsa da olmasa da devletin kurumlarının çalışması gerektiğinin altını çizen Özersay,  Hükümet ve partilerin halka yaklaşım açısından aynılaşma yaşadığına dikkatleri çekti.

Özersay, herhangi bir siyasi partiye kurumsal ya da duygusal bağı olmayan tek aday olduğuna dikkat çekerek Cumhurbaşkanlığı görevini tarafız şekilde yürütmeyeceğine vurgu yaptı. Bu kadar yıl belirli bir siyasi partiyi değil, müzakere masalarında sadece Kıbrıs Türk tarafını temsil ettiğini belirten Özersay, Cumhurbaşkanlarının içerideki sorunlarımızın çözümü için bir siyasi liderlik göstermesini ayni zamanda iç sorunların çözümü konusunda yetkilerini kullanması gerektiğini söyledi.

“Durumu idare etmek için değil, sorunları azimle çalışıp çözmek için aday oldum” diyen Özersay, Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda Cumhurbaşkanının anayasal ve yasal yetkilerini kullanacağını ve vatandaşın sorunlarının çözümü için Meclis’i ve Hükümeti yerine göre teşvik edeceğini, yerine göreyse harekete geçmeye zorlayacağını vurguladı.

Ada Basını