Hocam sakın değişme

Levent Özadam yazdı: “Hocam sakın değişme”

Köşe yazarımız Levent Özadam bugunkü yazısında Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay ile yaptığı görüşmeyiy kaleme aldı…

“İçim acıyor” dedi Kudret Özersay…

Seçim gezilerinde vatandaşın arasına girip kendini anlatmaya çalışan ve haliyle oy isteyen Özersay’ı en fazla etkileyen sözler bunlar…

Çünkü bizde genel bir kanı var;

Koltuğa oturan değişir…

Belki de değişmek zorundadır çünkü o koltuğa gelmek için birilerinin desteği şarttır ve koltuğa oturulunca gebe kalındığından tüm toplumun değil sadece bazı kesimlere hizmet etmeye başlarlar…

Bizce de doğru tespittir bu, altına da imzamızı atar günü geldiğinde de örnekleri ile açıklarız…

Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay ile iki saate yakın sürdü görüşmemiz…

Sağolsun ofisimize bir ziyarette bulunup seçim odaklı bir sohbet yaptık kendisi ile…

İl sorumuz şu oldu kendisine;

“Niçin aday oldunuz ki, başka işiniz gücünüz mü yoktu hocam”

Gayet kısa ve net cevap verdi:

“Niçin aday olmayayım ki?..”

Haklı tabi, Cumhurbaşkanlığına vasıfları uyan her KKTC vatandaşı aday olabilir, kendi anlatır kazanırsa da oturur makama…

İyi de o makama oturduktan sonra?

Burada Kudret Özersay’ı diğer adaylardan ayıran en önemli özellik geçmişte üç başkanlık döneminde de çalışmış olması…

Merhum Denktaş ile Talat ve Eroğlu ile…

Bana göre aday olmasının en önemli özelliği Saray’ı çok iyi tanımasından kaynaklanıyor!

Daha açık söylemek gerekirse her üç başkanla da çalışan Özersay, burada yaşanan olumsuzluklara bizzat şahit olmuş!

İşte bir anekdot:

Başkana üçlü kararname ile bir atama yazısı gönderilir.

Başkan açar çekmecesini ve oraya koyar…

Yazıyı getiren sorar;

“Sayın Başkan beğenmediniz mi?”

Başkan cevap verir;

“Daha zamanı değil!”

Sonra Başkan ilgili bakanı arar;

“Ne oldu size bir müdür ismi verip atayın demiştim niçin atamadınız…”

Nasıl pazarlık ama!

Özersay’ın iddiası şu;

Her 3 başkan da Cumhurbaşkanlığı makamının hakkını vermedi!

Hep siyaset ön planda oldu, al gülüm-ver gülüm politikaları güdüldü…

Yani Cumhurbaşkanı için ‘icraatın başında değil’ görüşüne katılmıyor…

Kabineyi onaylayan o, atamalarda son imzayı atan o, Meclis’te oy hakkı yok ama söyleyeceği çok şey var…

Burada şöyle bir ifade kullanıyor:

“Cumhurbaşkanı üçüncü gözdür ve yapabileceği çok şey vardır…”

Anayasa Cumhurbaşkanına Bakanlar Kurulu’na başkanlık yapma yetkisi vermiştir ve istediği zaman Bakanlar Kurulu’nu toplayıp başkanlık eder, yumruğunu da masaya vurur…

Özersay 10 sene önce Saray’da meydana gelen bir olayı hatırlattı;

“Bundan tam 10 sene önce Cumhurbaşkanlığında çekler sahtelendi, bu olay niçin daha aydınlığa kavuşturulmadı?..”

Hadi bakalım birisi bu soruya cevap versin;

Bir çoğunun hafızasından bile silindiği çek sahteleme olayı ne oldu?

Polise ve yargıya intikal etti mi?

Etmedi!

Niçin etmedi, buna kim engel oldu, çek sahteleyenler niçin yargı önüne çıkarılmadı?

Hepsi de okkalı sorular değil mi?

Özersay’ın en dikkat çekici açıklamalarından birisi de şu oldu;

“Örtülü ödenekler nerelere harcanıyor?”

Alın size bir uzmanlık sorusu daha!

Adı örtülü ödenek olduğu için olsa gerek bunun ne kadar olduğunu bile bilmiyoruz!

Bu para nerelere ve kimlere harcanıyor, bunu hesabı niçin sorulmuyor, hadi Cumhurbaşkanlarını bir yana koyalım, istismara açık bu paranın bir denetleyeni niçin yok!

Özersay aynen şu ifadeyi kullanıyor;

“Bu konuda Cumhurbaşkanlarını suçlayamayız ama yanarındaki istismarcıların mercek altına alınması gerek…”

Üç ayrı başkanla da çalıştığına göre vardır bir bildiği her halde!

Sonuçta şunu anladım;

Kudret Özersay, Cumhurbaşkanlığına şaka olsun diye ya da gücünü sınamak için aday olmamış…

Ve bizim bilmediğimiz çok şey biliyor ve sınırlı konuşuyor…

Her üç başkanın da zaaflarını yakından görmüş ve burada büyük bir eksiklik yakalamış…

Çoğunun aksine o bir Cumhurbaşkanının etkisinin ve yetkisinin olduğuna inanmış ve bir grup arkadaşının da büyük bir desteği ile yola çıkmış…

Kazanamayabilir ama kaybettirecek kadar oy alacağına da inancımız tamdır!

Kıbrıs Postası

Devlet vatandaşa güven vermeli

Özersay: “Devlet vatandaşa güven vermeli”

Bölge ve köy ziyaretlerini sürdüren Özersay “ülkeyi bu kadar yıldır yönettiğini sananlar vatandaşı devlete küstürdükleri gibi, ciddi anlamda umutsuzluğa ittiler. Artık bu belirsizliği ortadan kaldıracak adımların devlet politikası haline gelmesini sağlayacak ciddi bir siyasi liderliğe ihtiyaç vardır. Kişisel, ailesel, zümresel yahut partisel çıkarları değil ülke menfaatini düşünen ve tarafsız davranacak olan bir siyasi liderliğe ihtiyacımız vardır. Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bu nedenle aday oldum” dedi. Özersay’a ziyaretleri sırasında Cumhurbaşkanlığı adaylığına destek veren çok sayıda gönüllü de eşlik etti.

“Devletin Bu Bölge İnsanına Güven Vermesi Lazım”

Kudret Özersay, yıllarca Kıbrıs Türkünün hayatının merkezinde Kıbrıs müzakerelerinin yer aldığına ama bu sürecin sonuç üretememesi nedeniyle toplumun kendi kendine olan güvenini de zamanla yitirdiğine dikkat çekerek “oysa devlet ucu açık ve sonuç alıcı olmayan bu müzakere süreçlerinde kendi vatandaşına bu bölgeye yatırım yapılması konusunda gerekli güvenceyi verebilmeliydi. Bugün geldiğimiz noktada devletin bir nevi üvey evlat muamelesi yaptığı batı bölgesinde yaşayan insanımız cenazesini dahi Lefkoşa’ya defneder duruma gelmişse, evladına bir ev alacağında kendi yaşadığı bölgeyi değil de Lefkoşa yahut Girne’nin yakınlarını seçer hale gelmişse o zaman bu ülkeyi yönetenler vatandaşa bu güveni veremediler demektir” dedi.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay sözlerine şu şekilde devam etti: “Devletin bu güveni verebilmesinin yollarından biri bu bölgeye, bölge gençliğinin yaşadığı işsizliğe çare olacak şekilde üniversite kampüs yatırımlarının özendirilmesidir örneğin. YÖDAK Yasası’nın yürütülmesinden sorumlu olan bir Cumhurbaşkanlığı makamı var. Vatandaşa taahhüdüm üniversiteler konusunda görev yapan YÖDAK kanalıyla genel olarak ülkenin özelde de bu bölgenin ihtiyaçlarını dikkate alan çalışmalar yapılmasını sağlamaktır. Kuşkusuz bunları tamamlar tamamlamaz da Cumhuriyet Meclisi’nin ve Bakanlar Kurulu’nun gündemine taşımaktır.”

“Meclis’i Bölgenin Sorunlarını Ele Almak İçin Toplantıya Çağıracağım”

Özersay Cumhurbaşkanlığı görevine gelmesi durumunda özellikle Güzelyurt ve bölgesinde yaşanan mazbata sorunu; üretici ödemelerinin siyasilerin iki dudağı arasına bağlı olması sorunu; işsizlik ve genel anlamda Kıbrıs müzakerelerindeki durum nedeniyle bölgede yaşanan belirsizlik sıkıntısını Meclis’e ve Bakanlar Kurulu’nun gündemine taşıyacağını söyledi. Kudret Özersay Cumhurbaşkanlarının bir yandan müzakere ederken öte yandan da kendi vatandaşlarının bu ülkeye olan inançlarını yitirmeyecekleri bir devlet yapısı için uğraş vermeleri gerektiğine dikkat çekerek “eğer vatandaşınız ülkeyi terk etmeyi düşünmeye başlamışsa, eğer gençleriniz işsizlik nedeniyle bahis ve uyuşturucu gibi bağımlılık yaratan alışkanlıklar edinmeye başlamışsa Cumhurbaşkanı olarak sizin her şey yolundaymış gibi yemekler, kurdela kesilerek yapılan açılışlar ve resepsiyonlarla zaman geçirmeniz doğru olmaz. Ben böyle bir durumda, özellikle de Güzelyurt ve bağlı köylerdeki umutsuzluğu ve sıkıntıları gösrdükten sonra rahat uyuyamam. Cumhurbaşkanı olmam durumunda bölge insanının sıkıntılarını aşmak için gerek hükümeti gerekse Meclis’i özel bir çaba harcamaya teşvik edeceğim” dedi.

Kıbrıs Postası

Soyer'in ifadelerini çok yadırgadım

Özersay: “Soyer’in ifadelerini çok yadırgadım”

Eski Başbakanlardan CTP milletvekili Soyer’in kişisel bloğunda kaleme aldığı yazının içeriğini yadırgadığını ifade eden Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Özersay, “Ben Sayın Soyer’in dediği türden bir seçmen grubundan ya da yöntemden medet ummuyorum.. Seçimin Sonucunu Sessiz Çoğunluk Belirleyecek” dedi.

Kıbrıs Postasına konuşan Kudret Özersay şöyle dedi: “Vatandaşın iradesine güveniyorum ve “Halk göstermelik yemelere, içmelere ya da konvoylara kanmayacak” diyorum. Bu seçimin sonucunu sessiz çoğunluk belirleyecektir. Bu ülkede yıllardır uygulanan eskimiş siyaset anlayışı insanımızı baskı altına alıyor. Bazı vatandaşlar siyasi görüşlerini ya da seçimdeki tercihlerini açıklamak konusunda rahat değildirler. İnsanları işlerinden etmekle dahi tehdit eden yozlaşmış bir siyaset anlayışı ile karşı karşıyayız. Benim dile getirdiğim şey budur. Bunun için siyasi görüşünü açıklamaktan çekinen insanaları yadırgayamazsınız. Benim söylediğim şey, insanaları çeşitli vaatlerle ya da baskı yöntemleriyle kendi yanlarında göstermeye çalışanların seçim günü geldiğinde hüsrana uğrayacaklarıdır.”
“Soyer’in ifadelerini çok yadırgadım”

Özersay sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu durum özellikle iktidar olmanın imkanlarını kullananlar açısından geçerlidir. Bu saptamam benim beklediğim oylarla değil, iktidar imkanlarını kullanıp kendini güçlü görenlerin bekledikleri oylarla ilgili bir şeydir. Kamuoyu benim yıllardır temiz ve hesap verebilir bir siyaset anlayışının hayata geçmesi için her platformda mücadele ettiğimi de, bu uğurda makam ve mevki denilen şeyleri istifa ederek geri çevirdiğimi de bilmektedir. Bu nedenle sistemin ve eskimiş siyaset anlayışının vatandaşı ne duruma getirdiğini en iyi bilmesi gereken ve bu kadar yıldır siyaset sahnesinde yer alan sayın Soyer’in ifadelerini çok yadırgadım. Ben Sayın Soyer’in dediği türden bir seçmen grubundan ya da yöntemden medet ummuyorum, kendisi de aynı düşüncedeyse zaten söylediklerimden gocunmasına gerek yoktur. Önemli olan vatandaşın menfaat karşılığında oy verme yoluna gitmemesi ve günü geldiğinde sandık başında kendi hür iradesiyle kendi geleceğine karar vermesidir. Ben vatandaşın iradesine güveniyorum ve Halk göstermelik yemelere, içmelere ya da konvoylara kanmasın diyorum. Bu seçimi sessiz çoğunluk belirleyecektir. Eski siyaset anlayışının sonuna geliyoruz. ”

Kıbrıs Postası