Kudret Özersay Cumhurbaşkanlığı Vizyonu

İÇ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ: BELİRSİZLİĞİN KISMEN ORTADAN KALDIRILMASI

  1. Genel Saptama
  • Bugün, esasen adam kayırmacılık ve partizanlık nedeniyle, devlet kurumları adil hizmet veremez duruma gelmiş ve vatandaşın devlete olan güveni ciddi şekilde sarsılmaya başlamıştır. Oysa çözümün bulunmasında da (müzakere masasında güçlü olmak açısından), olası bir çözümün yaşatılmasında da, çözümsüzlük halinin devamında halkın kendi kendini yönetmesinde de bu kurumlar yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu nedenle devletin kurumlarına çeki düzen verilmesi bağlamında, Cumhurbaşkanı’nın hükümet ve Meclis ile işbirliği halinde, siyasi liderlik göstermesi gereken konular vardır. Cumhurbaşkanlığı görevine gelmem durumunda, sadece müzakereler ve dış temsiliyet alanında değil, Anayasa ve yasaların verdiği görevler ve yetkiler çerçevesinde kendi irademize dayalı bir gelecek yaratılması konusunda da somut adımlar atacağım.
  • Ülkemizde yaşanan sıkıntıların başında yürürlükteki yasaların/kuralların uygulanmaması, denetim eksikliği ve kuralları ihlal edenlerin cezasız kalması gelmektedir. Bu durumun en önemli nedenlerinden olan kamuda adam kayırmacılığın ve partizanlığın önlenmesi Cumhurbaşkanı’nın yetki kullanarak sonuç alabileceği unsurlardan biridir. Hem bu konuda hem de mevcut kuralların uygulanmasında Cumhurbaşkanı olarak üzerime düşeni yapmakta kararlıyım.
  1. İlk İcraatım

Daha önce de kamuoyuna açıkladığım üzere ilk icraatım, Cumhurbaşkanlığı bütçesini, örtülü ödenek de dahil olmak üzere, şeffaf şekilde kullanmak ve denetime açmak olacak. Bu bütçede yer alan kalemlerin keyfi şekilde harcanmaması, özellikle de siyasi maksatlarla istismar edilmemesi için kamuoyuna sürekli olarak açıklama yapıp bilgi vereceğim; bu harcamaların Sayıştay ve hükümet tarafından etkili şekilde denetlenmesine imkan yaratacağım, bunu talep eden olacağım. Harcamaların kişisel, ailesel, zümresel ya da partisel bir menfaat için değil sadece toplum yararına yapılmasını sağlayacağım.

  1. Kamuda Partizanlığa Karşı Mücadele Bağlamında

Kamu kurumlarında vatandaşın özlediği şekilde bir hizmet üretilebilmesi için Cumhurbaşkanı olarak yetkilerimi tarafsız şekilde kullanacağım. Bu bağlamda:

  • Kamu Hizmeti Komisyonu: İlgili yasaya göre Başkan ve üyelerini Cumhurbaşkanı atar. Kamuya giriş sınavları, tayin ve terfiler ile disiplin kurallarının uygulanmasından sorumlu olan bu kuruma, “Cumhurbaşkanı olarak benim istediklerimi yapacak” olan değil, tarafsız ve adil davranabilecek işinin ehli kişileri atayacağım. Yasada belirtildiği şekilde görevlerini yaparken kişisel, ailesel ya da zümresel bir ayrıcalıkta bulunan üyelerin görevden alınmaları için gerekli adımı da atmaktan çekinmeyeceğim. Kamu Hizmeti Komisyonu yasaya uygun, olması gerektiği gibi çalıştırılırsa kamuda geç ama doğru bir adım atılmış olunacak, iyileşme başlayacak. İnsanların devlet kurumlarına olan güvensizliğini besleyen partizanlık ve adam kayırmacılık, sınavlara dair şaibeler ancak bu şekilde bir noktada engellenmeye başlayabilir (KHK Yasası, Mad. 6 ve Mad. 8/3).
  • Üçlü Kararname Atamaları: Bugün tüm bakanlıkların müdür ve müsteşar atamalarında Cumhurbaşkanı’nın da imzası gereklidir. Bu gibi atamalarda imza yetkimi kullanırken, önüme gelen ismin görev alacağı alanda hizmet verebilecek niteliğe sahip olup olmadığına, siciline ve atamanın yeni bir müşavir yaratılmasına neden olup olmayacağına bakacağım. Hiç bir görev yapmadan maaş alan yeni müşavirler yaratılmasına izin vermeyeceğim. Olası bir değişiklikle üçlü kararname ile atamaların kapsamı daraltılsa dahi bu bir ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır (Anayasa Mad. 121/5).
  • Ombudsman Atanması: Denetlenebilir ve hesap verebilir bir yönetim için Cumhurbaşkanı olarak gerekli adımı atıp iki yılı aşkın bir süredir boş duran Ombudsman makamına atama yapmak için adım atacağım. İdarenin kurallara ve mahkeme kararlarına uygun hareket edip etmediğini denetleyen, inceleme yapıp rapor sunan Yüksek Yönetim Denetçisi’nin, yani Ombudsman’ın bu kadar süredir atanmamış olması, kuşkusuz denetimden çekinenlerin tercih edeceği bir şeydir. Oysa iyi idare, ancak kurallara uygun davranma konusunda denetimin bulunduğu şartlarda mümkün kılınabilir. Ombudsman doğrudan cezalandırma yapamasa, ya da raporları bağlayıcı hukuki sonuçlar ortaya çıkaramasa da, gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayarak hukuksuzluk içinde olan kişi ve kurumların deşifre olmasına yardımcı olabilir. Öte yandan, Ombudsman’ın bulguları gerek mahkemeler gerekse başka denetim organları nezdinde ciddi şekilde delil teşkil edebilir. Ayrıca, tarafsız bir kurum olan Ombudsman’ın faaliyetleri sayesinde kamuoyu hukuksuzlukları kimlerin yaptığını öğrenebilir.
  1. Bakanlar Kurulu’na Başkanlık Etme Yetkisi Bağlamında

Anayasa’nın 107. Maddesine göre (para. 4) Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kurulu’na başkanlık edebilir. Bugüne değin Cumhurbaşkanları Bakanlar Kurulu’na “Kıbrıs müzakereleri konusunda bilgi vermek için” başkanlık ettiler. Oysa ülkenin içinde bulunduğu durum, Anayasa’da devletin başı olarak tanımlanan Cumhurbaşkanı’nın bu konumunu kullanarak, hükümeti bazı konularda çözüm üretmeye teşvik etmesini zorunlu kılmaktadır. Başta çevre, uyuşturucuya karşı mücadele, bahis ofislerinin yarattığı sıkıntılar, belediyelerin ortak sorunları, iç güvenlik konularında özellikle Polis Teşkilatı’nın ihtiyaçları, yolsuzluğa karşı mücadele ve vergi düzenlemeleri ile keyfi uygulamaların yarattığı adaletsizlikler bağlamında olmak üzere, kamu vicdanını yaralayan konuları Bakanlar Kurulu’nun gündemine taşıyacağım ve hükümeti harekete geçmesi için teşvik edeceğim. Öte yandan özel sektör çalışanlarının çalışma koşullarında iyileştirmeye gidilmesi konusundaki önerilerimi de Bakanlar Kurulu ile paylaşacağım. Hükümetin bu sıkıntılara çözüm üretme konusunda isteksizliğini görmem halinde kamuoyunu bilgilendireceğim ve bu yolla hükümeti hareket geçmeye, var olan sorunların çözümü için adım atmaya zorlayacağım.

  1. Meclis’i Toplantıya Çağırma Yetkisi Bağlamında

Anayasa’nın 81. Maddesi (para. 6) Cumhurbaşkanı’na Cumhuriyet Meclisi’ni toplantıya çağırma yetkisi vermektedir. Oysa bugüne değin Cumhurbaşkanları Meclis’i sadece “Kıbrıs müzakereleri konusunda bilgi vermek için” topladılar. Kıbrıs müzakereleri konusunda Meclis’e bilgi vermek elbette gereklidir ancak ülkenin içinde bulunduğu durum, Cumhurbaşkanı’nın da gecikmeksizin tedbir alınması gereken konularda inisiyatif kullanmasını gerektirmektedir. Bu çerçevede, gecikmeksizin yasal düzenleme yapılmasına ihtiyaç olan meseleleri ele almak üzere toplantı çağrısı yapıp bu hususları gündeme taşıyacağım, Meclis’i somut kararlar üretmeye teşvik edeceğim. Cumhurbaşkanı, Kıbrıs sorununun çözümü için müzakere etmek yanında Kıbrıs Türkünün bu topraklardan göç etmesinin önüne geçecek politikaların hayata geçirilmesi için de liderlik göstermelidir:

  • Türkiye’den Gelecek Suyun Yönetimi: Türkiye’den ülkemize gelecek olan suyun yönetimi, her hükümet döneminde değişecek geçici bir düzenlemeye göre değil, üzerinde toplumsal bir uzlaşıya varılması gereken bir devlet politikasına göre yürütülmelidir. Bu bağlamda, gelecek olan suyun yönetiminde belediyelerin rolü; özel şirketlerin dahil olacağı bir süreç yaşanacaksa, bu şirketlerin ülkede vergi vermeleri ve bu ülkenin vatandaşlarını istihdam etme zorunluluğu; gelecek olan suyun bir bölümünün Mesarya’da sulu tarıma geçilmesi için kullanılması ve bu yolla yapılacak üretim için pazar bulunması; ve bölge insanına iş imkanı yaratılması gibi konuların ele alınacağı Meclis toplantısı/toplantıları elzemdir. Bu konuda siyasi liderlik gösterip, konuyu gerekli olması halinde Meclis’ten çıkacak kararlar çerçevesinde Türkiye yetkilileriyle de müzakere edeceğim. Nisan ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce Türkiye’den taşınacak suyun nasıl yönetileceği konusu netleşse dahi bu konuyu Meclis’e taşıma kararlılığında olacağım. Çünkü, bu su kaynağının gerek gelecekte Kıbrıs Rum tarafı ile işbirliği yapabileceğimiz alanlardan birini oluşturması, gerekse ülkemizdeki işsizliğe bir nebze de olsa çare olabilecek projelere imkan sağlaması bu konuda geçici değil, uzun vadeli bir devlet politikası oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır.
  • Özel Düzenleme Gereken Bölgeler: Özellikle Karpaz yarımadası ve Güzelyurt ile bağlı köylerinde çok ciddi ekonomik ve toplumsal sorunlar yaşanmaktadır. Başta işsizlik ve bu bölgelerde yatırım yapılması konularında Meclis’in bazı özel bazı tedbirler geliştirmek üzere acil olarak harekete geçmesi, hükümetin proje üretmesi gereklidir. Bu konuyu Meclis’e taşıyacağım ve sonuç alınması için de takipçisi olacağım.
  • Sağlık Reformu: Sağlık reformunun genel sağlık sigortası, kamu sağlık çalışanları yasası ve özel sağlık kuruluşlarının denetlenmesi gibi unsurları da içerecek şekilde hayata geçmesi yaşamsaldır. Çünkü bugün vatandaşımızı Güney Kıbrıs’tan sağlık hizmeti almaya muhtaç bırakır hale geldik. Sağlık reformunun hayata geçmesinin hızlandırılması için konuyu Meclis gündemine taşıyacağım. Benzer şekilde Meclis’in kanser hastalığı konusunda verilerin sağlıklı toplanması, hastalığın nedenlerinin doğru tespit edilmesi ve dünya standartlarına uygun bir tedavi uygulanması için Sağlık Bakanlığı ile bir ulusal eylem planını ele almasını sağlayacağım.
  • Beyin Göçüne Neden Olan Bazı Ekonomik Düzenlemeler: Ülkede tasarruf tedbirlerini hayata geçirmek, kamu kaynaklarının israfını önlemek bir ihtiyaçtır. Ancak bugüne değin atılmış olan bazı adımlar, tasarrufun yapılması gereken (müşavirliğin kaldırılması gibi) alanlardan ziyade kamuda ciddi toplumsal sıkıntılara neden olan bir alandan başlamıştır. Bu konudaki en önemli örnek, bir kemer sıkma politikasının sonucu olarak yürürlüğe konulan “göç yasası”dır (Kamu Çalışanlarının Aylık (Maaş -Ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi Yasası). Bu yasa kamuda maaş eşitsizliğine neden oluyor ve gittiğim her yerde bu konudaki rahatsızlığı gözlemliyorum. Bu durumun Kıbrıs Türk gençliği açısından da beyin göçünü hızlandırdığı bir realitedir. Devletin başı olan Cumhurbaşkanı bu durumdan rahatsızlık duyup konuyu Meclis’e taşımalı ve ertesinde de Türkiye ile yapılmış olan protokolde değişiklik hedefiyle bunu Türkiye ile müzakere edebilmelidir. Meclis’i bu gündemle toplantıya çağıracağım. Bu konuda muhalefette iken başka konuşan, hükümet olunca ise daha farklı konuşmaya başlayan tüm siyasi partilere “gelin maaş eşitliğini sağlayacak değişikliği yapalım ama aynı zamanda ülkede var olan aşırı israfa son verecek başka tedbirleri de eş zamanlı olarak hayata geçirelim” çağrısı yapacağım ve bunu Türkiye ile devlet adına Cumhurbaşkanı olarak müzakere edeceğim.

 

  1. YÖDAK Bağlamında

YÖDAK Yasası, bu yasanın Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütüleceğini öngörmektedir. Bu kurumun Başkan ve iki yönetim kurulu üyesini Cumhurbaşkanı atamaktadır. Cumhurbaşkanlığı’na karşı sorumlu olan Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu’nun olması gerektiği gibi çalışması için inisiyatif alacağım. YÖDAK, belediyeler ve üniversite yöneticileri ile birlikte koordinasyon toplantıları yaparak öğrenci ve öğretim üyesi kalitesi, eğitim standartları, akademide intihal ve yeni üniversite kampüsü kurulması konularında adım atılmasını sağlayacağım. Bu çerçevede Cumhurbaşkanlığı bünyesinde konusunda uzman kişilerden oluşacak bir ekip kuracağım.

  1. Yargıda Yaşanan Sıkıntılar Konusunda

Anayasa’ya göre Yüksek Adliye Kurulu (Mad. 141/3-b), her yılın sonunda yargı işlerinin durumu ve bunların yürütülmesinde aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanı’na rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur. Yüksek Adliye Kurulu’nun önerileri doğrultusunda hükümetin ve Meclis’in adım atması ve yargıda yaşanan sıkıntıların aşılması için siyasi liderlik ortaya koyacağım.

  1. Yolsuzluklara Karşı Mücadele Bağlamında

Ülkede çoğu zaman Sayıştay raporları ya da Ombudsman tarafından yapılan çalışmalarla ortaya çıkan yolsuzlukların savsaklanmadan yargı önüne taşınması için Başsavcı ve Polis Genel Müdürü ile yakın bir çalışma yürüteceğim. Bu iki makamı yolsuzlukların üzerine gitmeleri konusunda sürekli teşvik edeceğim ve gelişmelerden kamuoyunu da haberdar edeceğim. Bugün on yıl önce yaşanmış ve polis ve Sayıştay tarafından saptanmış olan yolsuzluklar hala mahkemeye taşınmamıştır. Bu durum halkın devlete güvenini sarsmaktadır. Öte yandan Sayıştay tarafından hazırlanan ve Meclis’in tozlu raflarında kalan raporları Meclis’in gündemine taşıyacağım. Kamuoyuna yansıyan ihale yolsuzluk iddiaları ve batık bankalar konusunda Bakanlar Kurulu’na başkanlık ederek özel bir inceleme ve açıklama talep edeceğim. Hükümetin samimi bir adım atmadığını veya yolsuzlukların üzerine gitmekte isteksiz davrandığını görmem durumunda bu durumu kamuoyu ile paylaşacağım. Tüm bunların yanında yolsuzluğa karşı mücadelede kamuoyunda bir farkındalık yaratılarak halkın bizzat kendisinin denetleyici olması ve hesap sorması için çaba ortaya koyacağım.

  1. Türkiye İle Adli İşbirliği

Ülkemizde giderek artan suç oranlarının aşağıya çekilmesi için hükümet ile istişare halinde atılabilecek başka bazı tedbirler yanında “adli işbirliği” konusunda Türkiye ile yeni bir antlaşma müzakeresi yapılması için inisiyatif alacağım. Uluslararası hukuka göre devlet başkanları, hükümet başkanları ve dışişleri bakanları herhangi bir yetkilendirmeye ihtiyaç olmaksızın uluslararası antlaşma müzakeresi yapma yetkisine kendiliğinden sahip olan makamlardır. Bu yetkimi hükümet ile istişare halinde kullanacağım ve, sonuçta Anayasamızın 90. Maddesi gereğince bir uygun bulma yasası kanalıyla Meclis’in onayına sunulacak olan bir antlaşma ortaya çıkması için çaba sarf edeceğim.

  1. Yurt Dışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler

Yurt dışında yaşayan çok sayıda Kıbrıslı Türkün ülkemize dair yaşamakta oldukları sıkıntıları Meclis’in ve Bakanlar Kurulu’nun gündemine taşıma taahhüdünde bulunuyorum. Cumhuriyet Meclisi’ni her yıl bu sorunların ele alınacağı bir toplantıya çağıracağım ve burada dile getirilen çözüm önerilerinin hayata geçmesi için takipçi olacağım.

  1. Sosyal Politikalar ve Bütçenin Kullanımı

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde sosyal politikaları destekleyen bir duruş ortaya koyarak kamu kurumlarındaki durum nedeniyle dezavantajlı grupların yaşadığı ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve özel eğitim konusunda yasal düzenleme yapılması için hükümet nezdinde girişimde bulunacağım. Kadına ve çocuklara uygulanan şiddetin önlenmesi konusunda toplumsal duyarlılığı artıracak çalışmalara destek vereceğim. Cumhurbaşkanlığı bütçesindeki kalemleri toplumsal yararı esas alarak şeffaf şekilde kullanırken öncelikli olarak engelli bireylerin ve korumaya muhtaç çocukların ihtiyaçlarının giderilmesi için harcayacağım. Bu ve toplum yararına olan diğer harcamaların (örneğin toplumsal kimliğin uluslararası alanda temsiliyetinin önemli bir parçası olan sanat alanında) objektif kriterlere bağlı olarak adil şekilde yapılabilmesi için toplumun farklı kesimlerinden konusunda uzman isimlerden oluşacak bir danışma kurulu oluşturacağım.

MAL BEYANI VE KAYNAĞI

14 Ocak 2015 itibariyle şahsıma ve eşim Aliye Ummanel’e ait mallar, gelirler, mevduatlar ve borçlar aşağıdaki gibidir:

1-    Lefkoşa Kermiya bölgesinde şu anda oturduğumuz apartman dairesi (eşim ile benim adıma);

2-    Lefkoşa Kızılbaş bölgesinde apartman dairesi (eşimin adına);

3-    Lefkoşa Kermiya bölgesinde bir arsa (Şehit çocuğu arsası-adıma kayıtlı);

4-    Mağusa aşağı Maraş’ta bir tarla (bir dönüm, iki evlek-puan karşılığı-adıma kayıtlı);

5-    Lefkoşa Yenişehir bölgesinde annem Sadiye Özersay’a ait evde kardeşlerimle birlikte hisse (2/7 hisse);

6-    Şahsıma ait Honda marka araba (yedi yıllık) ile eşime ait Opel marka araba (sekiz yıllık);

7-    Gelirim, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde sözleşmeli öğretim üyesi olarak aldığım maaşımdır (Son 11 yıldır Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde çalışıyorum.1996-2003 arası da Ankara Üniversitesi’nde çalıştım);

8-    Eşimin geliri Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda Dramaturg olarak aldığı maaşıdır (Son 10 yıldır Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nda çalışmaktadır);

9-    Vadeli ve vadesiz mevduat hesaplarımızda (şahsıma ve eşime ait) yaklaşık toplam 17,000 Sterlin bulunmaktadır.

10-  Şahsıma ya da eşime ait herhangi bir borç bulunmamaktadır.

Kamuoyuna yapmış olduğum duyuruyu basından da takip edebilirsiniz.

SEÇİM HARCAMALARI

Seçim sürecinde yapacağımız harcamaları şeffaf ve denetlenebilir bir yöntemle toplayacağımız bağışlarla karşılayacağız. Bağışlarımızı toplarken bir üst limit olacak ve bağışta bulunan vatandaşlar bu bağış karşılığında toplumsal yarar dışında herhangi bir taleplerinin olmayacağını imza ile tahhüt edecekler. Seçimlerin sonuçlanması ertesinde iki hafta içerisinde tüm gelirlerimizi ve harcamalarımızı kamuoyuna açıklayacağız.

× WhatsApp İletişim