19subat

Özersay: “Seçim günü sessiz çoğunluk konuşacak”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, Maraş bölgesindeki Gazimağusa TMT Gaziler Derneği’ni, KKTC Yörükler Derneği’ni, Mağusa Taksiciler ve Taşımacılar Birliği’ni ve Mağusa İnisiyatifi’ni ziyaret ederek, vizyonunu anlattı.

Kudret Özersay Seçim Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre, Özersay, kapalı Maraş’ın Kıbrıs Türk yönetimi altında açılmasının yaratacağı ekonomik gelişmeleri açıklayarak soruları cevaplandırdı.

Kudret Özersay, Cumhurbaşkanı adayı olarak toplumun çok farklı kesimleriyle yüz yüze, birebir yaptığı çok yoğun temaslarda, herhangi bir kişisel menfaate dayanmayan samimi bir diyalog kurduğunu, gönüllülerden oluşan örgütünün yardımıyla yürüttüğü faaliyetler sonucunda kendisine verilen desteğin hızla arttığını söyledi.

Özersay, ziyaretleri sırasında yaptığı konuşmalarda Kıbrıslı Türklerin ada üzerinde verdikleri var olma mücadelesinde önemli bir dönüm noktasına doğru yaklaşıldığına, vatandaşları arasında hiçbir ayrım yapmaksızın Kıbrıs Türkünün iradesinin en iyi şekilde temsil edilebilmesinin önemine dikkat çekti.

Özersay ziyaretlerinde şunları dile getirdi: “Gerek müzakere masasında, gerekse diğer uluslararası platformlarda bizi, tüm vatandaşları en iyi şekilde kim temsil edebilir sorusunu kendimize soralım. Bu konularda tecrübeye sahip olan, işinin ehli olan, uluslararası hukuk ve diplomasi bilgisi olan bir Cumhurbaşkanı bu toplumu uluslararası alanda çok daha iyi temsil edebilecektir. Haklarımızı çok daha iyi koruyabilecek, yeni, yapıcı ve yaratıcı önerilerle Kıbrıs Türk tarafının bir aktör olabilmesi için aktif bir diplomasi yürütebilecektir. İşte bunun için aday oldum, bu görevi gerçekten çok daha iyi yapabileceğime inandığım için bu yola çıktım. Gerek Kıbrıs Rum tarafı ile, gerekse uluslararası aktörler ile daha dengeli bir ilişki kurmanın yolu Cumhurbaşkanlığı görevini bu konuların uzmanı, bu işin ehli olan kişilerin üstlenmesidir. Bu durum stratejik ortağımız ve en önemli müttefikimiz olan Türkiye ile olan ilişkilerimiz bakımından da geçerlidir”.

Müzakereler konusunda var olan tecrübesini toplumdan alacağı yetkiyle çok daha etkili ve sonuç alıcı bir şekilde kullanabileceğini belirten Özersay, “burada toplumda ortak payda halini almış olan ulusal bir mesele vardır. Mesele Kıbrıslı Türklerin haklarının kağıt üzerinde kalmasını önleyecek şekilde müzakere edebilen yeni bir lider seçmekle de ilgilidir” dedi.

Bir kişinin temsilci olarak bir müzakereyi yürütmesi ile Halkın verdiği destekle Cumhurbaşkanı seçilen bir liderin bir müzakereyi yürütmesinin aynı şey olmadığına işaret eden Özersay, toplumdan yetki alması durumunda, çok daha güçlü ve sonuç alıcı şekilde uluslararası alanda Kıbrıs Türkünü temsil edebileceğini, müzakerelerde çok daha etkili bir süreç götürebilecek, müzakerelerin sonuç alıcı olmasını zorlayabileceğini söyledi.

Özersay bu konulara hakim bir kişinin Cumhurbaşkanlığı görevine gelmesinin önemine vurgu yaparak “Cumhurbaşkanın sadece müzakere masasında değil, müzakere masasının dışında da Kıbrıslı Türkleri uluslararası alanda görünür kılmak, haklarını savunmak, uluslararası alanda bu halkı hak ettiği gibi temsil etmek görev ve sorumluluğuna sahiptir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanının ülke içinde yaşanmakta olan sıkıntıların aşılması için görev ve yetkilerinden de bahseden Özersay, “maalesef bugüne değin belirli bir siyasi partiye vefa borcu olan bazı siyasilerin pek çok konuda Cumhurbaşkanlığı makamında bağımsız ve tarafsız davranma konusunda gerekli özeni gösteremediler, bu görevin ülke yararına yerine getirilebilmesi için sözde değil özde tarafsız olmak gerekir” dedi.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, vatandaşın çok fazla ortalara çıkıp eskiden olduğu gibi mobilize edilemeyeceğini, toplumun farklı kesimlerinin, ister bir siyasi partiden olsun isterse tarafsız, sessiz kalmayı tercih ettiğini belirtti.

Özersay sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sessiz çoğunluk artık çoğunlukta olduğunun farkındadır. Ortalarda görünen, sağlanan kişisel menfaatlere göre duruşunu değiştiren kişilerden kat kat daha fazla olduğunun farkındadır. İşte bu sessiz çoğunluk seçim günü geldiğinde konuşacaktır. Vatandaş artık temiz, dürüst ve dinamik, geleceğe dair vizyon ortaya koyabilen insanları bu görevlerde görmek istiyor. Hep birlikte başaracağız.”

Gündem Kıbrıs

18 subat

Özersay: “Konuları Türkiye’ye havale etmeyecek yaklaşımlara ihtiyaç var”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, doğal gaz meselesinin Türkiye’ye havale edildiği yönünde bir görüntü oluştuğunu savundu.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, dün akşam Halk Sanatları Vakfı’nı (HAS-DER) ziyaret  etti.

Kudret Özersay Basın Bürosu’na göre, ziyarette yaptığı konuşmada Özersay, seçimleri kazanması halinde Kıbrıs Türk tarafının bir çözüm vizyonu ile kendi önerilerini kendisinin geliştirebileceği, yapıcı bir duruşla müzakere masasında aktör olarak bulunacağı bir yaklaşım ortaya koyması için çalışacağını belirtti.

Özersay, “Kıbrıs Türk tarafının her konuda haklarını kendisinin, kendi geliştireceği öneriler temelinde savunacağı ve meseleleri Türkiye’ye havale etmeyeceği bir yapıya, yeni ve farklı bir yaklaşıma ihtiyaç vardır, bunu sağlayacak olan da müzakerelerde tecrübe sahibi yeni bir liderliktir” dedi.

Özersay, doğal gaz konusunda, konunun Türkiye’ye havale edildiğine dair bir görüntü oluştuğunu savundu.

Özersay, “Müzakere heyetinin savunduğu şey halkın seçtiği cumhurbaşkanının ortaya koyduğu vizyondur. Bu demokratik meşruiyetin gereğidir. Halk, kendi iradesi ile Cumhurbaşkanını seçer ve onun ortaya koyduğu vizyon masada takip edilir. Bu görevi Halkın seçtiği bir ismin doğrudan kendisinin yapması, Kıbrıs Türk tarafına güç kazandıracaktır” şeklinde konuştu.

Devletin kurumlarında yeterli hizmet üretemediğini, adam kayırmacılığın ve partizanlığın yaşandığını savunan Özersay, “tayin ve terfilerde, işe alımlarda, disiplin kurallarının uygulamasında yetkili olan Kamu Hizmeti Komisyonu’nun başkan ve üyelerini Cumhurbaşkanı atama yetkisine sahiptir. Bu görevlere işinin ehli olan, adam kayırmacılık ve partizanlık yapmayacak olan tarafsız isimleri atayacağım” dedi.

Gençlik ve spor alanında yeni düzenlemeden de bahseden Özersay, bunun Anayasal olarak yanlış olduğu izlenimi yarattığını kaydederek,  “Süresi bir yılı aşan uluslararası taahhüt içeren antlaşmaların Anayasanın 90.Maddesine göre Meclise getirilip, uygun bulma yasası ile onaylandıktan sonra Cumhurbaşkanının imzasına gönderilmesi gerekir, oysa bu uzlaşı, Bakanlar Kurulu kararı ile kolay yoldan devreye konulmaya çalışılıyor. Hukukun üstünlüğünü savunan herkes gibi ben de Anayasanın 90. Maddesinin devre dışı bırakılmasını doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

Gündem Kıbrıs

17 subat

Özersay: “Toplum değişim sinyalleri veriyor”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, ekibi ile birlikte Kıbrıs Postası’nı ziyaret etti.

Özersay’ı ziyaretinde Kıbrıs Postası Genel Yayın Yönetmeni Rasıh Reşat, Haber Müdürü Canan Onurer, Reklam Müdürü Övgü İnce, Kıbrıs Postası Dijital Yayınlar Müdürü Çağdaş Öğüç ve Kıbrıs Postası Haber Müdürü Yardımcısı Vatan Mehmet karşıladı.

Kudret Özersay, Kıbrıs Postası’na kabul için teşekkür ederek, Kıbrıs Türk siyasi tarihinde farklı bir seçim sürecine girildiğini kaydetti. Özersay, daha önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden farklı olarak, artık sadece iki ana isim üzerinden bir seçim süreci değil de, çok daha farklı bir sürece girildiğini belirtti ve siyasi partilerin rolünün ve ağırlığının eskisi kadar olmadığı bir süreçten geçildiğini ifade etti.

Özersay sözlerine şöyle devam etti:

“Yakın zamanda yapılan seçimlerde toplumun belli başlı değişim sinyalleri verdiği bir süreçten geçiyoruz. Bunun nasıl yansıyacağını göreceğiz. Öngörülebilir bir seçim olmamakla birlikte, bu seçimi kazanabileceğimi düşündüğüm için girdim. Ülkenin içinde bulunduğu durumla birlikte, bu seçimde medyaya çok önemli bir görev düşüyor. Çoğulcu demokratik sistemlerde, seçim öncesi ve sonrasında çok önemli bir rolü var. Bizde de siyaseten önemli bir eşik olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde önemli bir misyon yerine getirileceğini düşünüyorum. Halkın adayları tanıması ve anlaması şansını tandığınız oranda, halk çok daha sağlıklı sonuçlara ulaşabilecek. Tarafsızlık ve bağımsız hareket etmenin önemi bir kez daha gündeme geliyor. Geçmişe oranla iç sorunların çözümü yetkileri daha fazla tartışılır durumdadır. Belli başlı görevlerin çok da fazla tartışılmaz bir biçimde tartışılacağını kabul ediyor.”

Bu görev ve yetkilerin yerine getirilmesinin, ülkenin gidişatında önemli olabileceği için bu sürece girdiğini de kaydeden Özersay, vatandaşta bir miktar seçimden ve siyasilerden yorgunluk söz konusu olduğunu ancak ülkenin geleceğini bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda iyi bir ortam yaratılabilirse, alınacak kararın faydalı olacağına inandığını kaydetti.

Özersay, genç olmasının avantaj olduğunu ancak, müzakereciler içinde de en tecrübeli kişi olduğunu belirtti.

Özersay, “Cumhurbaşkanlığı makamının nasıl çalışması ile ilgili olarak yine avantajlı olduğumu düşünüyorum. Makamda bulunanların, makamdaki güçlerini istismar etmeleri bir olumsuzluktur” dedi.

Özersay, devlet temsilcisinin bir yere gitmesi durumunda, vatandaşın makama olan saygısından dolayı oraya gittiğini ve elma ile armutun karıştığını belirtti. Oyun yönlenmesi gibi bir potansiyelin her zaman olduğunu da kaydeden Özersay, adaylığı ile ilgili bir olumsuzluk görmediğini kaydetti.

Özersay sözlerine şöyle devam etti:

“Vatandaşa ulaşabildiğimiz oranda kazanma şansımızın artacağına inanıyorum. Başladığımız yerden çok daha ileride olduğumuz kanaatindeyim. Başladığımız noktada kendimizi anlatmamız gerekiyordu, şimdi çok daha fazla kişinin bu konu ile ilgili çok daha bilgili olduğunu düşünüyorum. Bu görevi daha iyi yapabileceğime inandığım için aday oldum.”

Paylaşıma ilişkin olarak ciddi sıkıntılar yaşandığını düşünen Özersay, mevcut statükonun zenginliği paylaşması noktasında başarılı bir yapı olmadığını belirtti. Rum tarafını suçlamanın kolaya kaçmak olduğunu da kaydeden Özersay, mevcut durumunun devamını sağlayanların uluslararası aktörler olduğunu kaydetti.

Özersay, Rum tarafının çözümsüzlük durumunda da, herhangi bir biçimde tek başına sürdürmesini, ama Kıbrıs Türk tarafının da bu çalışmaları yapmasını doğru bulmadığını da kaydeden Özersay, müzakereler ile ilgili bir takvimin oluşturulması gerektiğini ve çıkış yolunun bu olduğunu iddia etti. Özersay, bu takvimin her iki tarafın da belirli bir motivasyonla daha ciddi davranmalarına yardımcı olacağını kaydetti.

Özersay sözlerine şöyle devam etti:

“NAVTEX’i kaldıralım, müzakereler başlasın ama Güney Kıbrıs araştırmasına devam etsin’i doğru bulmam. İkisi paralel gitmemeli diyorsak, bir takvim içerisinde sonuç alıcı bir çözüm bulunması gerekir. Müzakerenin şeklinin dışında ve ötesinde bir sorun var. Bir paylaşım kavgası var. Öyle bir empati yapılabilmesi lazım. Bu şartlar çok yardımcı değil çözümün bulunmasına. Tıkanıklık durumu olması gerekiyor. Şu anda bir tıkanıklık yok ve uluslararası aktörler sıkıntı yaşamıyor. Çözüm için çabalarken, başka şeyler de yapmaya hazırlanmalıyız. Kısır olan bir süreci daha da kısırlaştırırız. Çözüm yönünde bir vizyon ve çaba ortaya koymamız gerekir. Sonuç alıcı bir müzakere yaratmamız gerekir. İki taraf arasında enerji, elektrik, su ve doğalgazda, turizmde işbirliği için öneri yapılması gerekir. Bunları yaparken, kendi kurumlarımıza da çeki düzen vermemiz gerekir. Sabah akşam Kıbrıs meselesini gündeme oturtmamak gerekir. Çözüm sürecine yaklaşıldığında tüm kesimlerin bunu analiz etmesi en yakındır. Süreç yakın değilse, bunu sakız gibi ağza dolamak, toprak üzerinde seçim propagandası yapılmasına sebep oluyor.”

Müzakere masası sonuca doğru gidiyorsa, Maraş’la ilgili bir adım atılmayacağını da kaydeden Özersay, müzakere masası bir yere gitmiyorsa, tek yanlı bir adım atılabileceğini kaydetti.

Özersay, “40 küsur senedir malına dokundurtmadınız kimsenin. Ben diyorum ki, askeri bölge statüsünden çıkartıp, mal sahiplerine mallarını verelim. İnşaat hizmetini de bizden alsın. Kıbrıs Rum liderliği yerine, muhatap olarak Kıbrıs Rum halkını muhatap alıp açılım yaparsın. TMK’ya geleceklerini de söylemiştik kimse inanmamıştı” diyerek Rum halkının buna geleceğine inancının tam olduğunu belirtti.

Özersay sözlerine şöyle son verdi:

“İnsanlar gelir bu harekete. Bizim bu coğrafyada hayatlarımız dondurulmuş durumdadır. Herşey askıdadır. Toplumsal durgunluk yaratan birşeydir. Bunu bir noktada kırmak, olumlu bir şeye neden olabilir. Böyle bir adım, Kıbrıs’ta durağan hale canlılık getirmesiyle, pazarlık konusu olarak gördüğümüz Maraş’ı, bizi ve Türkiye’yi vuran bir koz olmasından çıkarılması anlamında, daha aktif bir parça olarak hayata geçirilebileceğine inanıyorum. İradeyi ortaya koyabilmek lazım.”

Kıbrıs Postası

16 subat

Özersay’dan Seçim Açıklaması!

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, Cumhurbaşkanlığı seçiminin, partilerin değil vatandaşın seçimi olacağını söyledi. Özersay, “Maraş’ı Kıbrıs Türk yönetiminde açacağım” dedi.

Seçim Bürosundan verilen bilgiye göre, Özersay, Tuzla, Maraş ve Ziyamet bölgelerini ziyaret etti, vatandaşlarla biraraya geldi.

Özersay Tuzla ve Maraş bölgelerindeki konuşmalarında kapalı Maraş’ın Kıbrıs Türk yönetimi altında eski mal sahiplerinin kullanımına açılmasının gerek bölgeye gerekse ülke ekonomisine yapacağı olumlu etkiyi anlattı. Özersay, “sadece inşaat sektörüne değil diğer yan sektörlere de canlılık getirecek olan böyle bir hamle, işsizlik sorununun çözümüne de yardımcı olacaktır” dedi. Özersay “birisiyle oturup müzakere etmeden, tek yanlı ama olumlu bir adımla kapalı Maraş’ı KKTC olarak açmalıyız, göreve gelirsem ülke ekonomisine yarayacak, Mağusa’yı çok olumlu şekilde etkileyecek bu adımı atacağım” dedi.

Özersay ayrıca Nisan 2015’te yapılacak olan seçimin siyasi partilerin değil vatandaşların seçimi olacağını, bu nedenle siyasi parti yönetimlerine güven duyulmayan bir dönemde parti yöneticilerinin desteklediği bir aday olmaktansa, sokaktaki vatandaşın desteklediği gerçek anlamda bağımsız bir aday olmayı tercih ettiğini söyledi.

Özersay Ziyamet bölgesinde yaptığı konuşmadaysa Cumhurbaşkanı olması durumunda Karpaz bölgesinin sorunlarının bütüncül şekilde çözümü için konuyu tek gündemli bir toplantı ile Meclis’e taşıyacağını ve Bakanlar Kurulu’na başkanlık ederek bu bölgede hizmet üretilmesi için ağırlığını koyacağını vurguladı.

Devletin ülkenin her yerinde varlığını hissettirmesi gerektiğine dikkat çeken Özersay “bir yanda Güzelyurt ve köyleri, diğer yandaysa Karpaz yarımadası ve Maraş her konuda değilse de bazı açılardan mahrumiyet bölgesi gibi. Bu bölgelerde hayatın devam ettiğini söylemek güç, buralarda hayat adeta askıya alınmış durumdadır, durmuş durumdadır. Tüm bu sıkıntılar Kıbrıs müzakereleri odaklı yaşamamızdan kaynaklanıyor. Oysa yapılması gereken şey, bir yandan Kıbrıs müzakerelerini çözüm odaklı yürütmek ama buna paralel şekilde içeride vatandaşa hizmet sunmaktır, belirli bölgeler verilecekmiş gibi davranmaktan vazgeçmektir” dedi.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Özersay, şöyle konuştu:

“Hayatımızın merkezine Kıbrıs müzakerelerini koyar, hele de siyasilerin bu süreci istismar etmesine müsaade edersek ekonomik ve sosyal yaşamı bu bölgelerde dondurmuş oluruz. 2004 yılındaki referandumda Rum tarafından gelen “Hayır” ile Annan Planı ile birlikte ekindeki harita da yok ve batıl olmuştur. O nedenle müzakerelerin sonuca doğru gitmesi halinde, son aşamada yapılacak olan toprak müzakeresinde 10 yıl önce adı geçen yerler verilecekmiş gibi davranmak son derece yanlıştır, o gün geldiğinde yapılacak olan şey yeni ve farklı bir toprak müzakeresidir. Biz eğer bu anlayışla hareket etmez, oturup çözüm bulununcaya değin gece gündüz buraların verilecekmiş gibi davranırsak kendi kendimize, kendi insanımıza zarar vermiş oluruz, bu bölgelere yatırım yapılmamasını teşvik etmiş oluruz, yatırım yapmak isteyenleri caydırmış, insanları yıldırmış oluruz. Hele de bu konuyu iç siyasetin mezesi yaparak halka korku salarak oy toplamaya çalışanlara prim vermemeliyiz. Görüyorum ki halk da bu korku salma politikalarına prim vermiyor, vermeyecek ve bu da beni mutlu ediyor.”

İcranın diğer bir ayağının cumhurbaşkanı olduğunu vurgulayan Özersay, halkın doğrudan seçtiği cumhurbaşkanının ülkenin sorunlarına kayıtsız kalmaması ve Anayasal yetkilerini uygulayıp görevlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Hastanelerdeki sıkıntılardan bahseden Özersay, sağlık reformunun hayata geçirilmesinin önemine değindi. Özersay, sosyal devlet anlayışı olarak sağlık konusunda en temel hizmetleri devletin verebilmesi gerektiğine vurgu yaparak “devletin başı olan Cumhurbaşkanı, kendi vatandaşlarını Rum tarafından sağlık hizmeti almaya muhtaç bırakan bir devlet yapısını düzeltmek için çaba göstermeli, Bakanlar Kurulu üzerine ağırlığını koymalıdır dedi.

Özersay konuşmasına şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanı müzakerelerin dışında uluslararası alanda hepimizi en iyi şekilde temsil edecek kişidir. Bunların yanında bu ülkede yaşadığımız iç sorunlarımızın çözümü konusunda da meclisi ve bakanlar kurulunu hizmet üretmeye, icraat yapmaya zorlaması gereken kişidir.”

“BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ OLMALI”

Cumhurbaşkanının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğine vurgu yapan Özersay, siyasi partilere olan güvensizlikten dolayı partilerin içerisinde rahatsızlıklar olduğunu dile getirerek, belediye seçimlerinde yaşananları örnek gösterdi.

Parti başkanlarının ve yönetimlerinin aldığı kararın cumhurbaşkanlığı seçiminde etkili olmayacağını dile getiren Özersay, vatandaşın kendisi bu görev ve bu ülke için en iyisi kimse onu seçeceğini, yani bu seçimin siyasi partilerin değil vatandaşın seçimi olacağını söyledi.

Özersay Cumhurbaşkanlığı seçiminin parti veya parti başkanlığı seçimi olmadığına dikkat çekerek, değişim için seçim yapılması gerektiğini vurguladı ve “halk olarak kendi kudretimizin farkına varmamız gerekir” dedi. Yakın geçmişte partilere rağmen değişimi yapabilen bir halkın olduğuna dikkati çeken Özersay, Cumhurbaşkanlığı seçiminde sözde değil gerçek değişimin yaşanacağına inandığını söyledi.

Haber Kıbrıs

15 subat

Özersay: “Bu seçim, partilerin değil vatandaşın seçimi olacak”

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay Tuzla, Maraş ve Ziyamet bölgelerini ziyaret etti, vatandaşlarla biraraya geldi.

“Maraş’ı Kıbrıs Türk yönetiminde açacağım”

Özersay Tuzla ve Maraş bölgelerindeki konuşmalarında kapalı Maraş’ın Kıbrıs Türk yönetimi altında eski mal sahiplerinin kullanımına açılmasının gerek bölgeye gerekse ülke ekonomisine yapacağı olumlu etkiyi anlattı. Özersay, “sadece inşaat sektörüne değil diğer yan sektörlere de canlılık getirecek olan böyle bir hamle, işsizlik sorununun çözümüne de yardımcı olacaktır” dedi.

Özersay “birisiyle oturup müzakere etmeden, tek yanlı ama olumlu bir adımla kapalı Maraş’ı KKTC olarak açmalıyız, göreve gelirsem ülke ekonomisine yarayacak, Mağusa’yı çok olumlu şekilde etkileyecek bu adımı atacağım” dedi. Özersay ayrıca Nisan 2015’te yapılacak olan seçimin siyasi partilerin değil vatandaşların seçimi olacağını, bu nedenle siyasi parti yönetimlerine güven duyulmayan bir dönemde parti yöneticilerinin deseklediği bir aday olmaktansa, sokaktaki vatandaşın desteklediği gerçek anlamda bağımsız bir aday olmayı tercih ettiğini vurguladı.

Özersay Ziyamet bölgesinde yaptığı konuşmadaysa Cumhurbaşkanı olması durumunda Karpaz bölgesinin sorunlarının bütüncül şekilde çözümü için konuyu tek gündemli bir toplantı ile Meclis’e taşıyacağını ve Bakanlar Kurulu’na başkanlık ederek bu bölgede hizmet üretilmesi için ağırlığını koyacağını vurguladı. Devletin ülkenin her yerinde varlığını hissettirmesi gerektiğine dikkat çeken Özersay “bir yanda Güzelyurt ve köyleri, diğer yandaysa Karpaz yarımadası ve Maraş her konuda değilse de bazı açılardan mağrumiyet bölgesi gibi. Bu bölgelerde hayatın devam ettiğini söylemek güç, buralarda hayat adeta askıya alınmış durumdadır, durmuş durumdadır. Tüm bu sıkıntılar Kıbrıs müzakereleri odaklı yaşamamızdan kaynaklanıyor. Oysa yapılması gereken şey, bir yandan Kıbrıs müzakerelerini çözüm odaklı yürütmek ama buna paralel şekilde içeride vatandaşa hizmet sunmaktır, belirli bölgeler verilecekmiş gibi davranmaktan vazgeçmektir” dedi.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Özersay “hayatımızın merkezine Kıbrıs müzakerelerini koyar, hele de siyasilerin bu süreci istismar etmesine müsade edersek ekonomik ve sosyal yaşamı bu bölgelerde dondurmuş oluruz. 2004 yılındaki referandumda Rum tarafından gelen “Hayır” ile Annan Planı ile birlikte ekindeki harita da yok ve batıl olmuştur. O nedenle müzakerelerin sonuca doğru gitmesi halinde, son aşamada yapılacak olan toprak müzakeresinde 10 yıl önce adı geçen yerler verilecekmiş gibi davranmak son derece yanlıştır, o gün geldiğinde yapılacak olan şey yeni ve farklı bir toprak müzakeresidir. Biz eğer bu anlayışla hareket etmez, oturup çözüm bulununcaya değin gece gündüz buraların verilecekmiş gibi davranırsak kendi kendimize, kendi insanımıza zarar vermiş oluruz, bu bölgelere yatırım yapılmamasını teşvik etmiş oluruz, yatırım yapmak isteyenleri caydırmış, insanları yıldırmış oluruz. Hele de bu konuyu iç siyasetin mezesi yaparak halka korku salarak oy toplmaya çalışanlara prim vermemeliyiz. Görüyorum ki halk da bu korku salma politikalarına prim vermiyor, vermeyecek ve bu da beni mutlu ediyor” dedi.

İcranın diğer bir ayağının cumhurbaşkanı olduğunu vurgulayan Özersay, halkın doğrudan seçtiği cumhurbaşkanının ülkenin sorunlarına kayıtsız kalmaması ve Anayasal yetkilerini uygulayıp görevlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.Hastanelerdeki sıkıntılardan bahseden Özersay, sağlık reformunu hayata geçirilmesinin önemine değindi. Özersay, sosyal devlet anlayışı olarak sağlık konusunda en temel hizmetleri devletin verebilmesi gerektiğine vurgu yaparak “devletin başı olan Cumhurbaşkanı, kendi vatandaşlarını Rum tarafından sağlık hizmeti almaya muhtaç bırakan bir devlet yapısını düzeltmek için çaba göstermeli, Bakanlar Kurulu üzerine ağırlığını koymalıdır dedi.Özersay konuşmasına şöyle devam etti; “Cumhurbaşkanı müzakerelerin dışında uluslararası alanda hepimizi en iyi şekilde temsil edecek kişidir. Bunların yanında bu ülkede yaşadığımız iç sorunlarımızın çözümü konusunda da meclisi ve bakanlar kurulunu hizmet üretmeye, icraat yapmaya zorlaması gereken kişidir”

“Bu Seçim, Partilerin Değil Vatandaşın Seçimi Olacak”

Cumhurbaşkanının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğine vurgu yapan Özersay, siyasi partilere olan güvensizlikten dolayı partilerin içerisinde rahatsızlıklar olduğunu dile getirerek, belediye seçimlerinde yaşananları örnek gösterdi.Parti başkanlarının ve yönetimlerinin aldığı kararın cumhurbaşkanlığı seçiminde etkili olmayacağını dile getiren Özersay, vatandaşın kendisi bu görev ve bu ülke için en iyisi kimse onu seçeceğini, yani bu seçimin siyasi partilerin değil vatandaşın seçimi olacağını söyledi. Özersay Cumhurbaşkanlığı seçiminin parti veya parti başkanlığı seçimi olmadığına dikkat çekerek, değişim için seçim yapılması gerektiğini vurguladı ve “halk olarak kendi kudretimizin farkına varmamız gerekir” dedi. Yakın geçmişte partilere rağmen değişimi yapabilen bir halkın olduğuna dikkati çeken Özersay, Cumhurbaşkanlığı seçiminde sözde değil gerçek değişimin yaşanacağına inandığını söyledi.

Kıbrıs Postası

7 subat

Özersay Temaslarını Yoğunlaştırdı

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları ile temaslarını yoğunlaştırdı ve bu çerçevede Esnaf ve Zanaatkârlar Odasını ziyaret etti.

Ziyaret sırasında özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin ülke ekonomisindeki ve istihdam sağlanmasındaki önemine dikkat çeken Özersay, “iç sorunlar konusunda kayıtsız kalmayacağım çünkü vatandaşın sıkıntılarını giderecek hizmet üreten bir devlet üretemezsek, partizanlığa ve adam kayırmacılığa müsade edersek uluslararası alanda da, müzakere masasında da güçlü olamayız ve dikkate alınmayız” dedi. Özersay, yabancılar tarafından ülkede açılan kayıtsız ve plansız iş yerlerine, başta elektirik olmak üzere girdi maliyetlerinin yüksek oluşuna ve vergi uygulamasında başta resen vergi nedeniyle yaşanan keyfiliğe işaret etti. Kudret Özersay, Anayasa ve yasaların çizdiği sınırlar dahilinde iç sorunlar konusunda kayıtsız kalmayarak yetki kullanacağını ve hükümetlerin çözüm üretmesi için inisiyatif alacağını söyledi. Özersay’ın Esnaf ve Zanaatkarlar Odası ziyaretindeOda Başkanı Mahmut Kanber, eski başkan Hürrem Tulga ve yönetim kurulunun yanı sıra Taşeronlar Birliği Başkanı Osman Amca da hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı adayı Özersay YÖDAK tarafından tasarlanacak planlı bir yaklaşımla ülkedeki üniversiteler ile turizm sektörünün ve küçük-orta ölçekli işletmelerin koordineli şekilde desteklenebileceğini, bütüncül bir yaklaşım gelitirilmesi durumunda ekonomiye ciddi bir katkı sağlanabileceğini vurguladı. YÖDAK yasasının Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Kudret Özersay, “Cumhurbaşkanının görevi sadece Kıbrıs müzakereleri değildir. Ülkede piyasada ciddi sıkıntılar yaşanıyor, işsizliğin önlenmesi konusunda planlı yaklaşımlar ortaya konulmuyorsa, uluslararası alanda yapılacak temsil de müzakere masasında yürütülecek çaba da gücünü ve anlamını yitirmeye başlar” dedi.

Esnaf ve Zanaatkârlar odasının yaptığı çalışmaları yakından takip ettiğini de belirten Özersay, kalifiye elaman yetiştiren odanın kalifiye elemanların çıraklık sürecinde hayat tecrübesi kazanmasının yanı sıra emeğin değerinin anlaşılması bakımından da büyük önem taşıdığını belirtti. Sorunların çözümü konusunda, özellikle kamu vicdanına zarar veren hassas konularda Cumhurbaşkanlarının girişimde bulunması gerektiğine inandığını da vurguladı. Özersay, hiçbir partinin güdümünde olmayacak, tarafsız bir Cumhurbaşkanının bunları yapacağına inandığını ve bu yüzden bağımsız aday olarak çıktığını söyledi. 

Görüşme sırasında ülkesel fiziki planın yürürlükte olmamasından dolayı yaşanan sıkıntılara da değinen Özersay, “bugün 20 küsur yıl önce birilerinin öncülük etmesiyle yasanın gereği olan yapılmış olsaydı, ülkesel fiziki plan hazırlanmış ve unsurları hayata geçirilmiş olsaydı Cengiz Topel Hastanesi ve benzeri tartışmaların yaşanmasının önüne geçilmiş olunacaktı” dedi. Özersay kendisine yöneltilen Kıbrıs müzakereleri ve çözümüne yönelik sorulara da cevap vererek şunları söyledi;

“Hamaset siyasetinde duyduğumuz bir cümle vardır. “Çözüm olmazsa ’seçeneksiz’’ değiliz. Bugün sahip olduğumuz devletin kurumlarına çeki düzen vermemiz gerekir. Eğer biz bu kurumlara çeki düzen verirsek, çözüm daha yaşanabilir hale gelir. Eğer kapsamlı çözüm bizim dışımızdaki nedenlerle gecikecekse, kendi kendimizi yönetme konusunda samimiysek yine bu kurumlara çeki düzen verilmelidir. Doğa boşluk kabul etmez.Başkalarının yönetmeye kalkışmasını önlemenin yolu yönetmek ve iyi yönetmektir. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı olarak iç sorunların çözümünde ve kurumlarımıza çeki düzen verilmesinde inisiyatif kullanacağım ve kararlı adımlar atacağım’’

Haber Kıbrıs

31ocak

Özersay ziyaretlerine devam ediyor

Yöneticiler Lefke’den Yükselen Sese Kulak Vermeli

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Doç. Dr. Kudret Özersay Lefke ve bölgesi sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle biraraya gelerek son iki gündür yaptıkları eylemlerin nedeni olan sorunları dinledi. Özersay ayrıca Kamu Araçları İşletmecileri Birliği’ni (KAR-İŞ) de ziyaret etti. 

Özersay “bu ülkeyi yönetenler, Cumhurbaşkanından hükümetine Lefke’nin sesine kulak vermelidir, Lefke sadece Cengiz Topel Hastanesi konusunda değil başka pek çok konuda kendini yalnız hisseden, unutulmuş hisseden bir bölgeye dönüştürüldü. Zaten genel anlamda siyasete ciddi bir güvensizlik var, şimdi Lefke konusunda kendi içinde çelişkili o kadar çok şey söyleniyor ve yapılmıyor ki o güvensizlik burada artık hat savhaya ulaşmış durumdadır” dedi.

Özersay, “maalesef bugüne değin Cumhurbaşkanlığı sadece müzakerecilik olarak görüldü, oysa iç sorunların çözümü konusunda ciddi yetkileri ve görevleri bulunan bu makamın sorunların çözümü, hükümetlerin hizmet üretmesi için ciddi adımlar atabileceği ortadadır. Göreve gelmem durumunda bu adımları atmaktan çekinmeyeceğim. Neden mi? Çünkü küstürmekten çekindiğim bir hükümet ya da özel yakınlık duyduğum bir siyasi parti olmayacak” ifadelerini kullandı.

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Kudret Özersay, ülkede çözümsüzlüğün yarattığı belirsizliğin Lefke bölgesinde çok daha ağır ve derinden hissedildiğini, farklı milletvekillerinin oy hesabı yaparak bu bölgeyi göz ardı ettiği yönünde ciddi bir rahatsızlık bulunduğunu vurgulayarak “tüm vatandaşlar gibi Lefke ve bölgesinde yaşayan insanların da sosyal devlet anlayışının en temel unsurlarından olan sağlık hizmetini insanca almak istiyor, oysa devlet kendi doktorunun dahi görev yerini belirlemekte aciz kalıyorsa bu devletin hükümetinin de, Anayasada “devletin başı” olarak tanımlanan Cumhurbaşkanının da bu durumdan rahatsız olması ve bu sorunun çözümü için sözler vermek ya da çelişkili açıklamalar yapmak yerine somut adımlar atması gerekir” dedi.

“Çekineceğim Bir Hükümet Yahut Siyasi Parti Olmayacak”

Özersay Cumhurbaşkanlığı görevine gelmesi durumunda, gerek Meclis’e gerekse Bakanlar Kurulu’na bu bölgenin sorunlarının palyatif tedbirlerle değil bütüncül bir eylem planı ile çözümlenebilmesi için bir öneri getireceğini ve adım atılmasını sağlamak için ağırlığını koyacağını vurguladı. Özersay, “maalesef bugüne değin Cumhurbaşkanlığı sadece müzakerecilik olarak görüldü, oysa iç sorunların çözümü konusunda ciddi yetkileri ve görevleri bulunan bu makamın sorunların çözümü, hükümetlerin hizmet üretmesi için ciddi adımlar atabileceği ortadadır. Göreve gelmem durumunda bu adımları atmaktan çekinmeyeceğim. Neden mi? Çünkü küstürmekten çekindiğim bir hükümet ya da özel yakınlık duyduğum bir siyasi parti olmayacak” dedi.

Haber Kıbrıs