Uluslararası Temsiliyet / Kıbrıslı Türklerin Uluslararası Alanda Temsiliyeti ve Bölgesel Bir Aktör Olması

a- Çözümü Destekler Nitelikte İşbirliği Modelleri: Kıbrıs Rum tarafı ve bölge ülkeleriyle gerek ada içinde gerekse bölgesel düzeyde bazı konularda işbirliği yapılması için yeni, yaratıcı ve uygulanabilir öneriler ortaya koyacağım. Kapsamlı çözümün bulunmasını beklemeksizin, iki tarafın bazı alanlarda işbirliği yapmaya başlaması ve bu yolla her iki tarafın da kazanacak olduğunu yaşayarak görmesi, yönetimi ve zenginliği paylaşmak konusunda yaşadığımız sıkıntının aşılmasını sağlayacak etkili bir yoldur. Bu, çözümü destekler nitelikte işbirliği modelleriyle mümkün kılınabilir. Avrupa Birliği’nin üzerine tesis edildiği kömür ve çelik alanındaki işbirliği modeline benzer yöntemlerle, tarafların, bir yandan kapsamlı bir çözüm için çaba ortaya koyarken, diğer yandan ise sadece belirli konularda birlikte çalışmaya başlaması mümkündür. Bu çerçevede aktif bir diplomasi ile uluslararası aktörlere – yerine göre devletlere, uluslararası örgütlere ve şirketlere – dönük girişimlerle bu önerilerin hayata geçmesi için çaba sarf edeceğim. Su, elektrik, turizm, ticaret, sivil havacılık, çevre ve insani konuları içeren çeşitli alanlarda, gerek ada içerisinde, gerekse daha geniş çerçevede bölgedeki aktörlerin de katılımını öngören işbirliği önerileri geliştireceğim.

 

b- Güven Yaratılması İçin Diyalog: İşbirliği modelleri yanında, özellikle insani konularda izleyeceğim olumlu politikalarla iki taraf arasında güven yaratılması için çalışacağım, bu konularda olumlu bir duruş sergileyeceğim. Kültürel miras, sanat ve kültür alanlarındaki çalışmaların desteklenmesini; dinler arası diyaloğun yürütülmesini ve Kayıp Şahıslar Komitesi’nin görevlerini etkili şekilde yerine getirmesini destekleyeceğim. Kayıp Şahıslar Komitesi bağlamında bugüne değin çeşitli nedenlerle talepleri göz ardı edilen bazı kayıp yakınlarının beklentilerini dikkate alan bir yaklaşım ortaya koyacağım. Gerek KKTC’ye gelen mülteciler/sığınmacılar konusunda uluslararası örgütlerle işbirliği yapılması, gerekse adanın tümü için giderek ağırlaşan ortak bir sorun haline gelmiş olan bu konuda iki tarafın birlikte çalışabilmesine imkan yaratmak için BM ile işbirliği halinde iki-toplumlu bir birim kurulması yönünde adım atacağım. Yukarıdaki konularda ortaya konulacak çalışmalarda, kurumlarımızın kendi kimliğini ve iradesini göz ardı etmeyecek modelleri esas alacağım.

 

c- Türkiye ile Savunma Antlaşması Yapılması ve Geçici 10. Madde: Kıbrıslı Türklerin bu adada bir çözüm olsa da olmasa da bir aktör olması ve kendi kendini iyi bir şekilde yöneterek varlığını sürdürmesi, Türkiye’nin ada üzerindeki hak ve çıkarlarına güçlü bir meşruiyet zemini kazandırır. Türkiye ile şu anda çok da sağlıklı olmayan ilişkilerimizin düzeltilmesinde, bir başka ifadeyle normalleştirilmesinde, iki taraf arasında yapılacak çeşitli antlaşmalar en iyi yöntem olarak akla gelmektedir. Bugüne değin sadece ekonomik ilişkilerimizi kağıda döküp, karşılıklı sorumlulukları netleştirmemize rağmen, siyasi ve diğer alanlarda bunu yapmaktan kaçınarak ilişkileri muğlak bir zeminde bıraktık. Türkiye ile ilişkilerin ekonomi dışındaki konularda da muğlaklıktan kurtarılması lazımdır. Örneğin siyasi konuları içerecek şekilde bir nevi iyi komşuluk antlaşması yapılmasında yarar görüyorum. Tarafların bir birilerinin egemenliğine saygı duyacakları ve iç işlerine karışma anlamına gelecek davranışlardan kaçınacakları yönünde karşılıklı taahhüt altına girmeleri, bunun başka bazı devletlerin arasında olduğu gibi çağdaş antlaşmalarla düzenlenmesi yararlı olacaktır. Buna kuşkusuz savunma alanındaki bir antlaşmayı da eklemek gerekir. Türkiye ile yapılacak olan bir savunma anlaşmasıyla bugün iç hukukumuz açısından statüsü belirsiz olan, mahkemeler ve uygulanacak hukuk kuralları bağlamında yetki uyuşmazlıkları yaratan durumlar açıklığa kavuşturulmalıdır. Burada, örneğin, NATO ile üyesi olan devletler arasında yapılan Kuvvetler Antlaşması (Status of Forces Agreement—SOFA) benzeri bir antlaşma düşünülebilir. Türkiye ile askeri işbirliği ve savunma antlaşması yapılması için hükümet ile işbirliği halinde girişim yapıp bunun müzakeresini bizzat yapmayı taahhüt ediyorum. Kuşkusuz bu antlaşma, Garanti ve İttifak Antlaşmaları’na halel getirmeyecek şekilde tasarlanacaktır. Bu türden bir antlaşmanın yapılması ertesinde Anayasa’nın Geçici 10. Maddesi’nin kaldırılması yönünde adım atmak çok daha kolay olacaktır.

 

d- Doğal Gaz Konusunda Farklı Yaklaşımlar: Bölgedeki hidrokarbon yataklarının adil bir çerçevede çözümden önce de paylaşılabileceği ve bunun çözümü destekleyecek şekilde tasarlanabileceği şeklinde 2011 yılında Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu öneriyi geliştiren isimlerden birisi olarak, artık bu konuda yeni ve ilave bazı düşünceler geliştirmek gerektiğini düşünüyorum. Her şeyden önce, bugün yapılmakta olanın aksine bu konularda asıl aktörün Kıbrıs Türk tarafı olduğunun çok daha görünür bir hale getirilmesi gerekmektedir. Konunun adeta Türkiye’ye havale edilmiş olması hem Türkiye hem de Kıbrıs Türk tarafı açısından sıkıntılı bir durum ve görüntü yaratmaktadır. Bu alanda faaliyet gösteren yabancı şirketlerle Kıbrıs Türk tarafının görüşmeler yapmak için girişimde bulunması gerekir. Deniz hukuku ve genel anlamda uluslararası hukuk alanında tecrübeli birisi olarak, bu konularda Kıbrıs Türk tarafını temsilen sürekli uluslararası temaslar yapacak, yaratıcı ve uygulanabilir önerilerin kabul görmesi için çalışma yürüteceğim. Hidrokarbon kaynaklarının çıkarılıp işletilmesi konusunda uzmanlaşmış az sayıda vatandaşımız ile bağlantı kurup kendilerinden katkı alacağım.

 

e- Kapalı Maraş’ın Kıbrıs Türk Yönetiminde Açılması: Müzakerelerin askıya alınmış halinin devam etmesi durumunda Kapalı Maraş’ın askeri bölge olmaktan çıkarılması ve Kıbrıs Türk yönetiminde açılması için girişimde bulunacağım. Bu alanın yönetimi KKTC’de kalacak, taşınmaz mallar ise Evkaf İdaresinin haklarına halel gelmeyecek şekilde eski mal sahiplerine belirli şartlarla iade edilebilecektir. Bu adımın atılmasıyla birlikte özellikle Gazi Mağusa bölgesinde ama daha genel anlamda ülke ekonomisinde esasen istihdam olmak üzere bir ekonomik canlanma yaşanabilecektir. Bu konuda daha önce (Kasım 2014) detaylı şekilde ortaya koyduğum öneriyi uygulanabilir kılmak için bölgedeki sivil toplum örgütleri ile istişare edeceğim ve son halini verdikten sonra hükümet ile birlikte hayata geçirmeye çalışacağım.

 

f- Uluslararası Politikadaki Yeni Gelişmeler ve Alternatif Politikalar: Kıbrıs Türk halkının dış ilişkileri Kıbrıs müzakerelerinden ve şimdiki dar kapsamından ibaret olmamalıdır. Jeopolitik konumumuz ve değişen dünya konjonktürü, sürekli yeni stratejiler geliştirmesini gerekli kılmaktadır. Bu nedenle, uluslararası siyasetteki gelişmelerin yakından izlenmesi ve alternatif politikaların geliştirilmesi için çaba ortaya koyacağım. Örneğin, son dönemde genel anlamda Batı ile Rusya Federasyonu arasındaki siyasi kriz sonucunda başlayan ekonomik yaptırımlar nedeniyle, narenciye ihracatı ve benzeri alanlarda Kıbrıs Türk üreticisine yeni pazarların açılması ihtimali söz konusudur. Bu konularda hızlı şekilde manevra yapabilmemiz için siyasi liderlik ortaya koyup, ülkemizde bulunan yabancı diplomatlarla da görüşerek hükümete yardımcı olacağım.